19 Nisan 2016 Salı

Rüzgarın Şarkısı-Danielle Steel


Orijinal Adı :Pegasus
Edisyon Adı: Rüzgarın Şarkısı
Yazar: Danielle Steel
Yayınevi: Novella Yayınları
Çeviri: İren Kori
Goodreads Puanı: 5/3,93
Puanım :5/3


Danielle Steel kitaplarını okumam devam ediyor..Rüzgarın Şarkısı çıkar çıkmaz  gerek konusu gerek sevdiğim dönemde geçmesi nedeni  ile okumaya karar verdim..Genel olarak vasatın biraz üzerinde bir roman buldum karşımda..Yine de sıkılmadan zorlanmadan kitabı okudum..
Genel de kitabın sonu biraz tahmin edilebilir ve yavaş tempoda olduğu için çok da mükemmel bir roman diyemeyeceğim...Fakat romanı severek okuyacak oldukça fazla hayranı olduğundan eminim yazarın...


Kitabın en güzel yeri ise kapağı idi..Çok beğendim kapağını..

Roman 1930 'larda başlıyor, Almanya'da geçiyor ..


Hikaye de iki yakın arkadaş Nick ve Alex'in yaşamı kurgulanmış yazar tarafından..İkisi de Alman arisrokrasisinin üyesi..Ülkenin başına Hitler geçmiştir ve hızla kendi doğruları ve yasalarına göre ülkeyi bir kaos ortamına sürüklemektedir..En belirgin politikası ise ırkçılık..!!
Yahudilere hızla uygulanan asimilasyon devam etmektedir..



Bavyera' da yaşayan Alex ve Nick komşudur..Alex'in bir kızı Marianne ile birlikte; Nick ise babası ve iki oğlu ile yaşamaktadır...Bir gün babası ile aralarında geçen konuşmaya kadar hayatları oldukça iyi bir şekilde gidiyordu...Karısını ve kızını bir salgın da kaybeden Nick biraz sorumsuz ve tatlı bir hayat yaşamaktadır..Babasının tek varisi olan genç adam ailenin mal varlığının yönetimini babasından devralmaya pek de istekli değildir..


Babası bir gün onunla çok ciddi bir konuşma yapar..Bu konuşma da Nick öldü olarak bildiği annesinin yaşadığını,annesinin kendisini babasına bırakarak boşandığını öğrenir...Daha da kötüsü annesinin yarı Yahudi olduğunu ve mevcut iktidarın politikaları yüzünden kendisinin ve çocuklarının hayatının tehlike de olduğunu öğrenir..

Babasının general arkadaşı bunu bizzat gelerek haber vermiştir..Derhal ülkeyi terk etmesi gerekmektedir..
Fakat ne yapacağını bilememekte daha doğrusu şimdiye kadar çalışmamış olan bu genç adam yabancı bir ülkede hayatına nasıl şekil verecek nasıl kazanacaktır..
Bunu en yakın arkadaşı Alex'e söylediğinde de Alex'in aklına onun iyi bir binici olmasını göz önünde bulundurarak sirkte bir iş bulmayı teklif eder...


Bundan sonraki hayatında Nick Amerika'da sirklerde çalışacaktır.. Pegasus isimli muhteşem bir at ile başlayan yeni hayatında aşkı da bir ip cambazı olan Christianna ile bulacaktır..
Alex ise onun kadar şanslı değildir..Arkadaşını Amerika'ya gönderdikten kısa bir süre sonra kızı Marianne'yi İngiltere'ye arkadaşının yanına Gestapo subaylarından korumak için gönderir ve yalnız kalır..


Bu savaş rüzgarı onu Yahudilerin Almanya'dan kaçmasına yardım eden bir çete ile çalışmasına sürükler...
Kızının yokluğu onda derin bir boşluk bırakmış, o da bu yol ile avunmaya kalkmıştır..Ancak kader ona başka oyunlar oynayacaktır..
Marianne ise bir süreliğine gittiği İngiltere'de yeni bir aile ve hayatının aşkını bulacak babasının hasretini onlarla gidermeye çalışacaktır..
Romanı genel olarak biraz durağan buldum..Bu kadar macera ve savaş olan bir hikayede biraz daha aksiyon sahneleri olması gerekirdi. Yazar dram konularında çok usta..Romanda bir eksiklik vardı okurken hep hissettim bunu..Yine de savaşın olduğu mekanlarda ve aşk,dram,savaş temaları ile süslü bu romanı sıkılmadan okudum.


Yazarın hayranlarının seveceğinden eminim...Denemenizi önerebilirim...