9 Temmuz 2016 Cumartesi

Zümrüt Şelaleri-Kimberley Freeman




Orijinal Adı : Evergreen Falls
Edisyon Adı: Zümrüt Şelaleri
Yazar: Kimberley Freeman
Çeviri : Duygu Parsadan
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Goodreads Puanı : 5/3,87
Puanım:5/4,5

Kimberley Freeman'ı rastlantı sonucu keşfetmiştim. Ülkemizde çıkan tüm kitaplarını okudum yazarın kalemini çok beğeniyorum.Biraz Sarah Jio'yı biraz kate Morton'u anımsatsa da onlardan daha çok sevdiğim bir yazar..Nedense Kimberley Freeman'ı kendime daha yakın hissettim.


Ancak Sarah Jio'nun bazı kitaplarını hala okumadığım içim erken karar vermiş olabilirim diye de düşünmüyor değilim.Kate Morton'u ise çok yakında okumayı amaçlıyorum..Zira sıramda..


 Zümrüt Şelaleri kitabına gelirsek;
Yazar yine kurgusunu iki zamanlı olarak kurgulamış.


.İki kadın kahramanı var.
1926 Yılındaki kahramanımız Violet Armstrong,
2014 Yılındaki kahramanımız ise;
Lauren Beck..

Lauren Beck otuz yaşında,ama annesi tarafından güvende tutulmak adına hayatı kısıtlanmış ağabeyini yeni kaybetmiş sıradan bir genç kadın ama hayatının dizginlerini ele almaya çalışmaktadır.
Ağabeyinin hastalığı  ölümü aileyi büyük sıkıntalara sokmuş Lauren'de payını almıştır..


Hayalini kurduğu kendi ayakları üstünde durmak için Blue Montains cafe'de iş bulur. Bu cafe eski Zümrüt Şelaleri otelininin karşısındadır..Otel tedilattadır.Tadilat ve restorasyonu ile ilgilenen Danimarka'lı mimar Thomas ile kafeteryada tanışıp arkadaş olurlar. 
Bu ara da Lauren'in merakı ve tesadüfler sonucunda otelde tutkulu aşk mektupları bulurlar..
Mektuplar 1926 yılında yaşanmış tutku dolu aşktan kesitler vermektedir..
Mektuplardan Thomas'a da bahsedince ikisi bir den araştırmaya başlarlar..Ancak Thomas'ın başka şehre bir süreliğine gitmesi gerektiğinden araştırmayı Lauren yapmak durumundadır..


Yazar iki zaman dilimindeki hikayeyi paralel işlemiş..Okunması zevkli bir romandı..Biraz Kate Morton'ın sır dolu kitaplarına benziyorsa da bu hikaye de sırları tahmin edilebilir olarak buldum...
Geçmişteki hikayedeki kadın kahramanı çok beğendim. Violet ile Sam arasındaki aşk çok güzel ama imkansız bir aşk idi. Sadece statü farkından değil elbette;erkek kahraman Sam'ın zayıf karakterli olması madde bağımlı olması iticiydi...

Ancak Sam'in ablası Flora'yı tüm karakterlerden daha çok beğendim...Kardeşine sahip çıkması,saflığı çok hoşuma gitti.
Daha fazla bahsedip okuma zevkinizi bozmak istemiyorum. Ancak kitabı okurken su gibi akıp gittiğini söylemeliyim..


Yani, sonunda, kitap, iyi, tahmin edilebilir olduğu için yarım puanı kırdım .Yine de keyifli bir okuma oldu...Tavsiye ederim..