Tutku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tutku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Zümrüt Şelaleri-Kimberley Freeman




Orijinal Adı : Evergreen Falls
Edisyon Adı: Zümrüt Şelaleri
Yazar: Kimberley Freeman
Çeviri : Duygu Parsadan
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Goodreads Puanı : 5/3,87
Puanım:5/4,5

Kimberley Freeman'ı rastlantı sonucu keşfetmiştim. Ülkemizde çıkan tüm kitaplarını okudum yazarın kalemini çok beğeniyorum.Biraz Sarah Jio'yı biraz kate Morton'u anımsatsa da onlardan daha çok sevdiğim bir yazar..Nedense Kimberley Freeman'ı kendime daha yakın hissettim.


Ancak Sarah Jio'nun bazı kitaplarını hala okumadığım içim erken karar vermiş olabilirim diye de düşünmüyor değilim.Kate Morton'u ise çok yakında okumayı amaçlıyorum..Zira sıramda..


 Zümrüt Şelaleri kitabına gelirsek;
Yazar yine kurgusunu iki zamanlı olarak kurgulamış.


.İki kadın kahramanı var.
1926 Yılındaki kahramanımız Violet Armstrong,
2014 Yılındaki kahramanımız ise;
Lauren Beck..

Lauren Beck otuz yaşında,ama annesi tarafından güvende tutulmak adına hayatı kısıtlanmış ağabeyini yeni kaybetmiş sıradan bir genç kadın ama hayatının dizginlerini ele almaya çalışmaktadır.
Ağabeyinin hastalığı  ölümü aileyi büyük sıkıntalara sokmuş Lauren'de payını almıştır..


Hayalini kurduğu kendi ayakları üstünde durmak için Blue Montains cafe'de iş bulur. Bu cafe eski Zümrüt Şelaleri otelininin karşısındadır..Otel tedilattadır.Tadilat ve restorasyonu ile ilgilenen Danimarka'lı mimar Thomas ile kafeteryada tanışıp arkadaş olurlar. 
Bu ara da Lauren'in merakı ve tesadüfler sonucunda otelde tutkulu aşk mektupları bulurlar..
Mektuplar 1926 yılında yaşanmış tutku dolu aşktan kesitler vermektedir..
Mektuplardan Thomas'a da bahsedince ikisi bir den araştırmaya başlarlar..Ancak Thomas'ın başka şehre bir süreliğine gitmesi gerektiğinden araştırmayı Lauren yapmak durumundadır..


Yazar iki zaman dilimindeki hikayeyi paralel işlemiş..Okunması zevkli bir romandı..Biraz Kate Morton'ın sır dolu kitaplarına benziyorsa da bu hikaye de sırları tahmin edilebilir olarak buldum...
Geçmişteki hikayedeki kadın kahramanı çok beğendim. Violet ile Sam arasındaki aşk çok güzel ama imkansız bir aşk idi. Sadece statü farkından değil elbette;erkek kahraman Sam'ın zayıf karakterli olması madde bağımlı olması iticiydi...

Ancak Sam'in ablası Flora'yı tüm karakterlerden daha çok beğendim...Kardeşine sahip çıkması,saflığı çok hoşuma gitti.
Daha fazla bahsedip okuma zevkinizi bozmak istemiyorum. Ancak kitabı okurken su gibi akıp gittiğini söylemeliyim..


Yani, sonunda, kitap, iyi, tahmin edilebilir olduğu için yarım puanı kırdım .Yine de keyifli bir okuma oldu...Tavsiye ederim..

17 Haziran 2016 Cuma

Gülün Sözü-Brenda Joyce

Orijinal Adı :Promise of the Rose 
Edisyon Adı : Gülün Sözü
Yazar: Brenda Joyce
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Selim Yeniçeri
Goodreads Puanı 5/4
Puanım: 5/5





Aslında çok söz söylemeye yazmaya gerek var mı? 
Brenda Joyce ve De Warren Hanedanı..
Hem de önce çocuklarını okuduğumuz bu hanedanın atalarını okuyoruz.
Aslın da Gönülçelen'i okumak bana biraz sert gelmişti. Sonuçta hikayenin geçtiği dönemlerde kadının hiçbir hakkı olmadığını bilsem de yine de okurken haksızlığa uğradığını hissediyorsun içinden isyan etmek geliyorsa da. Yazarın kalemi çok güzel ve güçlü. Hikayelerini öylesine kurguluyor ki okuru esir ediyor..


Gülün Sözü'nü okumaya başlamadan önce  Gönülçelen gibi sert hikaye olmayacağını biliyordum. Yine de; hikayenin geçtiği dönem de kadınlar hala mal gibi görülürken kaderlerini yine erkekler belirliyordu.

Ancak Gülün Sözü'ndeki kadın karakter oldukça cesur bir kadın idi bence..Erkek kahramana kök söktürüyordu..Stephen ve Mary arasındaki gerilimli ve tutku dolu aşkı okurken; kardeşi Goeffrey ve Adele arasındaki aşkı da okumak etkileyici idi...Ama onların ilişkilerinin akibeti açıkta kaldı devamı diğer kitapta var mı? merak ettim...


Hikaye çok akıcı heyecanlı bir kurguya sahipti.Başlarda olağan seyirde giderken;birden olaylar hızlandı ben sayfaları nasıl çevirdiğimi anlayamadım. Yazar kahramanları ikincil karakterlere de hayat vermişti. Hem erkek hem de kadın kahramanlarının iç sesleri,duygularını okumak..Müthişti.
Saray entrikaları dönemin sarayındaki sefahat ve sapıklığa varan maceralar...Neler,neler...

Ama Gülün Sözün'de sevdiğim nokta...Tecavüz yoktu..Bunu sevdim...


Kitap 
1076 bir Prolog ile başlıyor ..  

İskoçya Kralı'nın kızı Lady Mary büyük bir tesadüf sonucu Northumnerland Kontunun piç lakaplı oğlu Stephen de Warren'e esir düşüyor..Mary kimliğini açıklamamak niyetindedir..
Bu kimliğini saklaması ise onun bekaretinin Stephen tarafından alınmasına kadar varacaktır..
Stephen ;Mary'nin kimliğini öğrendikten sonra evliliklerinin ona ve ailesine büyük bir avantaj olacağını kavrar.. 


Evliliklerinin tüm evrelerinde siyasi her türlü entrika ve manevralar  ile boğuşmak Mary'ye ağır gelir. Bu entrikalar planlanırken olayların ortasında ve en çok etkilenen o olur. 
Öyle ki kocası ve babası arasında kalırken;eşi tarafından casusluk ile suçlanmaya kadar varır...


Kocası saray entrikaları içinde büyüyüp yetiştiği için çok bakımdan acımasız bir adamdır. Ancak karısından da bir türlü vazgeçemez. 
Bu ikilem arasında çok kalır..

Yine de kitabın bazı yerlerinde orta çağda geçen bir roman olduğunu unuttuğum anlar çok oldu..
Bence harika şekilde kurgulanmış,muhteşem bir aşk ile taçlandırılmış enfes bir romandı...
Tavsiye ederim...


Yayınevinin serinin 5.kitabından başlayıp bitirdikten sonra tekrar başa dönerek serinin en başındaki kitapları tekrar yayımlayarak verdiği listeyi tekrar hatırlatmak istiyorum....

Scandalous Love'i atlayarak Promise OfThe Rose yani Gülün Sözü'ne geçmiş yayınevi..Skandal Aşk'ta De Warren ailesinden olmayan ama anneannesi bir Warren olan Bragg Saga'nın hikayesi var...
Sanırım o yüzden atlanmış...

Yine de çok güçlü bir kalem okumak istiyorsanız..İşte Brenda Joyce'ı tavsiye ederim...
Aşk,Tarih,macera,savaş,korsan temalarında muhteşem bir seri...



de Warenne Dynasty

1. The Conqueror (1990) Gönül çelen
2. Scandalous Love (1992)
3. Promise of the Rose (1993) Gülün Sözü 
4. The Game (1994)
5. House of Dreams (2000)
6. The Prize (2004) Bir Avuç Aşk.
7. The Masquerade (2005) Maskeli Balo
8. The Stolen Bride (2006) Kaçak Gelin
9. A Lady at Last (2006) Aşka Yelken Açanlar
10. The Perfect Bride (2007) Kusursuz Gelin 
11. A Dangerous Love (2008) Tehlikeli Aşk
12. An Impossible Attraction (2010) İmkansız Aşk.
13. The Promise (2010) Yemin



13 Nisan 2016 Çarşamba

Zamansız Fırtına- Linda Howard




Orijinal Adı :Prey
Edisyon Adı: Zamansız Fırtına
Yazar: Linda Howard
Yayınevi : Martı Yayınları
Çeviri: Duygu Özen 
Goodreas Puanı :5/3,71
Puanım :5/4,5


Otuzlu yaşlarında, kötü bir evliliği geride bırakmış bir kadın ile ordudaki görevinden ayrılmış, içine kapanık, sert ve çekici bir adamın yolları aynı kasabada av rehberliği yapan iki rakip olarak kesişir. Her şey Angie'nin, müşterilerini götürdüğü av sırasında görmemesi gereken bir cinayete tanık olmasıyla başlar. Genç kadın artık dolu bir silahın yanlış tarafındadır, onu bu beladan kurtaracak tek kişi ise rakibi Dare'dir. Kör edici fırtına patlak verdiğinde olaylar tahmin edilemez bir hızla gelişir. Tehlikenin doruklarına ulaşan bu kaçma kovalamaca, iki rakibi beklenmedik bir sona doğru sürükleyecektir. Gölge Kadın, Göz yaşlarını Sildiğim Gün ve Aşk Tuzağı'yla okurları kendine bağlayan Linda Howard, ateşli duygularıyla savaşmak zorunda kalan karakterleriyle tutkulu bir maceraya daha imza atıyor.

"Dikkat çekici bir hikâye... Romantik gerilim söz konusu olduğunda Linda Howard'ın romanlarından daha iyisini bulmak zor."
-Romance Reader-

"Baştan çıkartıcı bir hayatta kalma hikâyesi. Dur durak bilmeyen bir roman."
-Book Reporter-

"Romantik gerilime vurulan sağlam bir mühür. Kalp atışlarınızı hızlandıracak, güçlü bir mizaha sahip, ateşli bir roman."
-RT Book Reviews-

"Zamansız Fırtına, macerayı ve keskin virajları seven okurlar için tadına doyulmaz bir roman."
-Fresh Fiction-
(Tanıtım Bülteninden)




Linda Howard en sevdiğim yazarların başında gelir. İlk okuduğum kitabı Sweeney idi,sonra Kara Melek ile devam etti..Ancak en sevdiğim kitabı O Gecenin Ardından bu kesinlikle değişemedi...
Her zaman yeni kitabı çıktığında ilk okuyanlardan olduğumu tahmin ediyorum ki bu kitabı O Gecenin Ardından'ı geçer mi diye düşünürüm ama yok şimdiye kadar çıkmadı..


Linda Howard beni ters köşe yaptığı zamanlar çok olmuştur. Beni çok mutlu ettiği kadar ,mutsuz eden kitapları da vardır... Mesela Fırtına isimli kitabını okuduğumda uğradığım hayal kırıklığını unutamam...Kurgusu beni büyük hayal kırıklığına uğratmış idi..
Zamansız Fırtına'nın kurgusu çok güzel ve heyecanlı idi..Aksiyon sahneleri müthiş idi.Kitabı okurken adeta bir sinema seyreder gibi heyecan içinde okudum. Ben sayfayı öylece tutup heyecanımın geçmesini bekledim. 
Yazar kitabın kahramanlarının gözünden de olayı anlatmasını çok sevdim..Özellikle ayının iç sesini okumak oldukça ilginç idi..


Bu gerçekten iyi bir kitaptı. çok fazla karakter yok aslında 2 kötü adam, Dare ve Angie var. Haa bir de katil büyük bir siyah ayımız da var...


Dare huysuz,kaba ama klas  bir adamdı.


  Angie için yapamayacağı  yoktu sanırım. Onunla ilgili oldukça erotik hayaller kurup rüyaları da onunla dolu idi..Çıkma teklifini bir türlü de kabul ettirememişti.
İkisi de aynı işi rehberliği yapıyorlardı. Ancak Dare'in donanımı daha fazla idi..Müşteriler erkek olduğu için de onu tercih ediyorlardı.. İster istemez rakip idiler..
 Angie'nin bazı müşterileri ona kaymıştı..Onun müşterilerini çalmak için herhangi bir girişimde de bulunmamıştı aslında.


Angie ise Dare'den müthiş etkileniyordu. Ondan gelen çıkma teklifleri hep ters zaman da gelmişti.
Kabul etmek  isterdi ama ona o kadar çok kızgındı ki..Hele işleri bozuk olduğu için  evini satılığa çıkarmak zorunda kalmıştır..O eve de Dare talip olur...Ona kızgınlığı daha da artmıştır...


Ancak son aldığı işinde büyük terslikler vardır..İçi de rahat değildir..Dare ile ortak dostlarının da değildir..Dare'i uyarır ...Angie'ye göz kulak olması için uyarır..

Dare başta önemsemezse de iş programı  uygundur...Angie'ye fark ettirmeden onu izleyecektir...
Çok severek okuduğum bir roman oldu..Ancak editinde son okumasında hatalar vardı..Beni biraz rahatsız etti...


Yine de Linda okuma zevkimi bozmadı..Daha fazla detaya girmek istemiyorum...Linda Howard severlerin beğeneceklerini umduğum bir kitap..
Tavsiye ederim...







23 Mart 2016 Çarşamba

Çıplak Ayaklı Kraliçe-İldefonso Falcones



Orijinal Adı : La reina descalza 
Edisyon Adı: Çıplak Ayaklı Kraliçe
Yazar : İldefonso Falcones
Yayınevi Pegasus Yayınları
Çevirmen :Zeynep Nazan Tezcan
Goodreads Puanı :5/3,76
Puanım :5/3



Yazarı sıkı takipçisiyim daha önce çıkan ; Deniz Katedrali ve Fatıma'nı Eli isimli kitaplı çok severek okumuştum...İki Romanda yazıldığı dönemi adeta yaşatan romanlardı.

Çıplak Ayaklı Kraliçe de yazıldığı dönemi  iyi yansıtan bir kitap idi. Ancak nedense hikayeye başlarda bir türlü giremedim...18.Yüzyıl İspanya'sının toplumsal ve siyasi olaylarının eşliğinde kurgulanan hikaye genel anlamda oldukça etkileyici bir hikaye idi. ,Fakat bazı yerlerinde çok fazla detay varken bana göre önemli olan yerlerinde yazar sanki geçiştirmiş gibi idi.


Yine de kitabı sevdim... Macera, ihanet, müzik, dans, aşk, acı, tutku dolu bir hikaye. Kadınlar ve sadece Çingeneler,Çingene toplumunda mı zamanını şartlarımı bilemiyorum ama kadın kocasının yaptığı her şeyi kabul ediyor..


Kadınlar için çok zor bir durumdu elbette  ve 18. yüzyıl bahsediyoruz yüzyıllardır süre gülen bir zulüm vardı ortada... Bu durum benim için çok sarsıcı oldu ne yazık ki..Daha önce Romanlar veya Çingeneler  hakkında Lisa Kleypas'ın Hathaway serisini okumuştum  oldukça da güzeldi. Ancak daha çok romans türünde bir seri olduğu için gerçekleri olduğu gibi yansıtmıyordu elbette..
Tabii ki öylesi roman ve soft bir kurgu beklemiyordum zaten..


Çingene toplumundaki hiyerarşi düzen törelerini benimseyemedim..
Romandaki Milagros'un annesi Ana'nın kızının onaylamadığı bir evlilik yapmasından sonra onu reddetmesine sinir oldum..Kızcağızı yapayalnız bırakınca istediği gibi at koşturan kocadan çekmediği de kalmadı kızcağızın..
Milagros'un kocası olan Pedro'nun karaktersizliği,ahlaksızlığı,acımasızlığı beni çıldırttı adeta..

Yine de hikayeyi okurken zevk ile okudum. Fakat yazarın  diğer iki romanına göre sönük buldum.
Kübalı bir zenci köle Caridad ile Çingene güzeli Milagros'un hikayesi beni çok etkiledi....Caridad ile Milagros'un dostluğu başlarda Caridad'a güç veriyordu.Ancak hata üstüne hata yapan Milagros Caridad'ın dostluğundan,dedesi  Melchor 'un korumasından mahrum kalacaktır..Bu da genç kadın için zor günlerin habercisi olacaktır..

Caridad sayesinde dans etmeyi ve şarkı söylemeyi meslek haline getiren Milagros ülke çapında ünlü bir şarkıcı olacaktır. Bu saye de kocası Pedro onun deyim yerinde ise sağmal inek gibi sağacaktır..


Biri deli gibi aşık olduğu adam için muhtemel bir felakete doğru sürüklenirken ,diğeri ise kadın olmanın sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen çocukları köle pazarına satılması için elinden alınan  çaresiz  bir kadın idi..Küba'dan sahibi ile İspanya'ya gelirken gemide sahibi öleceğini anlayınca onu özgürlüğünü vermiş idi. Caridad bırakın mutlu olmayı insan olarak bile değer görmemiş,iradesi dışında tecavüze uğrayarak çocuk sahibi olmuş,çocukları köle olarak satılması için elinden alınmış çilekeş bir kadın idi...


Sevilla sokaklarında ölmek üzere iken onu bulan çingene Melchor onun hayatının aşkı olacaktır...


Biri sevdiği adam yüzünden dayak,tecavüz,alkol ile felakete sürüklenirken ,diğeri de çoktan umudunu kestiği var olduğunu bilmediği bir aşka doğru yelken açarken, geç bulduğu sevgisi ile sınanacaktı.

Çingeneler,köleler,tecrit,hapishane,felaket ve yoksulluk temalarıyla taçlandırılmış bu romanı tarihsel kurgu romanlarını severler bence kaçırmasın..,Özellikle yazarı severler severek okuyabilecekleri bir roman.

Yine etkileyici bir Falcones romanı okumak isteyenlerin zevk ile okuyacaklarını tahmiin ediyorum...







5 Mart 2016 Cumartesi

Geç Gelen Mutluluk-Kristan Higgins



Orijinal Adı :My One and Only
Edisyon Adı : Geç Gelen Mutluluk
Yazar : Kristan Higgins
Yayınevi : Koridor Yayınevi
Çeviri : Rabia Taş
Goodreads Puanı: 5/3,99
Puanım : 5/5






Böylesi bir kitap bu kadar geçe bırakılmamalıydı. 
Çok uzun zaman önce almış ve okumamıştım..Ne büyük bir hata...  
      Kütüphane de rastlantı sonucu Gökyüzünün Uzak Ucu isimli kitabı ile karşılaşmam sonunda  Kristan Higgins'i hak ettiği şekilde tanımamı sağladı...
Neyse olan oldu da yazarı Koridor Yayınları yayın stratejisini değiştirdiği için bıraktı. Yazarı şu an bir yayınevi aldı mı? bilemiyorum..




Ancak tüm ümidim ile bir yayınevinin almasını diliyorum.Zira bu yazar Susan Elizabeth Philips tadında bir yazar. Okurken size tüm yaşatıyor..Aşk,macera,tutku,sevgi ,mizah duygularını aynı anda yaşatan nadir yazarlardan olduğunu söyleyebilirim..
Daha önce okuduğum Gökyüzünün Uzak Ucu ile bunu birebir yaşadım..Yazar kadın kahramanların gözü ile olayları kurgulamıştı Gökyüzünün Uzak Ucunda..Geç Gelen Mutluluk ile de aynı durum mevcut..
Olaylar kadın karakterin gözünden anlatılıyor..


Okurken çok ama çok etkilendiğimi söylemeliyim..
Bir yazar hakkında bu kadar yanılabileceğimi düşünmemiştim. Zira sıradan bir romans yazarı olduğunu düşünmüş olduğum için bu kadar geçe bıraktığım için yüzüm kızardı..:)))
Evet şimdi gelelim kitabın konusunaaaaa..!!!




Harper James  34 yaşında başarılı bir boşanma avukatıdır..
Çocukluğunda  13 yaşında annesi tarafından terk edilmiş ve o zamandan beri bağlanma korkusu  olan genç bir kadındır...
 Dennis adında çok yakışıklı  çekici  sevgilisi,Coco isminde bir köpeği, pasif bir babası, Kabarık saçlı..:)) tam bir baş belası sevimli bir üvey annesi ve sorunlu  ve sorumsuz (kendisinin katkısı da olduğunu romanın sonunda fark ediyor) bir kız kardeşi vardır.


Sevgilisi Dennis'e evlenme teklif edip,kendi yüzüğünü kendisi alacak kadar da kontrol hastası evlilikte mutluluğa inanamayan sorunlu iş kolik bir genç kadın...


Kız kardeşi bir gün arayıp 3.kez evlenmeye hazırlandığını söylüyor,evleneceği adam da sıkı durun..!!! Harper'ın eski kocası Nick'in kardeşi ! 
Haliyle Harper'da alarm zilleri çalmaya başlıyor...
Çünkü..!!


Kardeşinin daha önceki damat  tercihlerinden ötürü bu evliliğinin de yürümeyeceğinden emin olan Harper onu bu evlilikten vazgeçirmek için  ikna etme çabasına girişiyor..Eski kocası Nick Lowery ile yüz yüze gelme ihtimalleri 12 sene sonra tekrar karşılaşma yüzünden resmen gerilime de giriyor..


Geçmiş ile bugün arasında duyguları anıları gidip geliyor..
İşte bu yüzden bir nevi kalkan gibi sevgilisi Dennis ile düğüne gidiyor..
Ve düğüne gittiğinde Nick'le aralarındaki duyguların ölmediğini  karşılıklı anlıyorlar. 


Nick ise  öyle alıştığımız tiplerden değil. Klas bir adam ..
Öyle diğer erkekler gibi beraberliklerinde amacı kadını hop diye kadını yatağa atmak değil...
Aşkı sonuna kadar yaşayan kalbi büyüklerden idi..
Harper'i çok ama çok seviyor,bildiğiniz gibi değil.. Birlikte çıkmaya başladıklarında bir ay sevgilisinin sadece elini tutmuş..Ben aşkta tutkuyu severim ama bu kadarını da beklemiyordum doğrusu.


Bir özelliğini de öğreniyoruz karizmatik erkeğimizin ;
Ayrıldığı karısı ile birlikte oturduğu evi hiç terk etmemiş.(Harper bunu sonra öğreniyor)

Evliliklerinin bitmesindeki en büyük sebep..
İletişimsizlik...Yanlış yorum,tavır,tecrübesizlik..

Bir not da Harper'in annesi Linda'ya..Tanrım be kadın hiç mi annelik duygularından nasibini almadın???
Taş kalplisin...

Kısaca bu kitabı edinmenizi okumanızı hararetle öneriyorum.
Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum..
Kısa süre de...


Bence ikinci SEP..♥♥♥
Tavsiyemdir...



25 Şubat 2016 Perşembe

Bir Söze mahkum-Jennifer Blake




Orijinal Adı:  By Grace Possessed (The Three Graces, #2) 
Edisyon Adı : Bir Söze Mahkum
Yazar: Jennifer Blake
Yayınevi : Epsilon Yayınları
Çeviri: Özlem Sakin 
Goodreads Puanı :5/3,66
Puanım: 5/4





Uzun zamandır Tudor Dönemi okumuyordum.Bu dönem hakkında oldukça fazla roman okuyup,film seyrettiğim için bu dönem eskisi kadar da çok ilginç gelmiyor diyebilirim..Bu ara eskisi kadar historical türü okumadığım için Jennifer Blake'in kitabını denemeye karar verdim. Üç Güzel Laneti Üçlemesinin ilk kitabı Majestenin Emriyle kitabını genel anlamda beğenerek okumuştum. Ancak o romanda durağanlık mevcut idi. O yüzden Bir Söze Mahkum'a başlarken biraz çekinerek başladım.Ancak bu kitabı daha çok beğendim..


Yine de durağanlık tanımlayamadığım tutukluk ve kopuklu bu kitapta da mevcut idi.İlk kitaptaki kadar olmasa da vardı..
Romanın sonuna doğru yazarın sonunda biraz kararsız kalmış olduğunu hissettim. Zira yazar romanın sonunu bence kitaba yakışır biçimde yapamadı. 
Bir yandan lanete acayip şekilde takıntılı olan bir genç kız, diğer yandan da karşısındaki genç kızdan çok etkilenen ancak onunla İngiliz olduğu için evlenmek istemeyen bir İskoç savaşçısı vardı..


Roman VII Henry zamanın da geçiyor.
Serinin önceki kitabında  üc kiz kardeşten en büyüğü  Lady Isabel Milton'nin hikayesi Serinin ikinci kitabı Bir Söze mahkum da ise ortanca kız kardeş Catherine Milton'un hikayesi vardı..
Bir av partisinde Kral'ın koruması altında olan Cate bu organizasyon sırasında bir saldırıya uğrar ve kaçırılır...Ve Seksi İskoç savaşçısı Ross Dunbar onu bu saldırganlardan kurtarır..Bir geceyi birlikte geçirmek zorunda kalırlar..Ross gerçek bir beyefendi olsa da dönem şartları yüzünden onunla evlenmek zorundadır. Aslında bu saldırıyı planlayanın amacı tam da budur.!!
Ross istemeden de olsa  onun yerini almıştır...
Romanın sonuna kadar bu entrikacı şövalye ile Ross ve Cate mücadele edecektir..


Ne Cate, ne de Ross bu evliliği farklı nedenlerle istememektedir. 
Birbirlerinden de çok etkilenmişlerdir. Ellerinden geldiğince bu işi bertaraf etmeye çalışırlar..Cate evleneceği erkeğin lanet yüzünden öleceğinden neredeyse emindir.
Evlendiği erkeği tek şey kurtaracaktır..Cate'e aşık olması..
Güzel bir romandı eksiklikleri olmasına rağmen severek okudum..
Serinin son romanında küçük kız kardeş Marguerite Milton'ın macerası var..Genç şövalye David ile durumları ne olacak onu merak ettim...
Tudor Dönemi romanlarını seviyorsanız okuyun derim..


The Three Graces 

1. By His Majesty's Grace (2011) Majestenin Emriyle
2. By Grace Possessed (2011) Bir Söze Mahkum
3. Seduced by Grace (2011)