Cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2016 Çarşamba

Çıplak Ayaklı Kraliçe-İldefonso Falcones



Orijinal Adı : La reina descalza 
Edisyon Adı: Çıplak Ayaklı Kraliçe
Yazar : İldefonso Falcones
Yayınevi Pegasus Yayınları
Çevirmen :Zeynep Nazan Tezcan
Goodreads Puanı :5/3,76
Puanım :5/3



Yazarı sıkı takipçisiyim daha önce çıkan ; Deniz Katedrali ve Fatıma'nı Eli isimli kitaplı çok severek okumuştum...İki Romanda yazıldığı dönemi adeta yaşatan romanlardı.

Çıplak Ayaklı Kraliçe de yazıldığı dönemi  iyi yansıtan bir kitap idi. Ancak nedense hikayeye başlarda bir türlü giremedim...18.Yüzyıl İspanya'sının toplumsal ve siyasi olaylarının eşliğinde kurgulanan hikaye genel anlamda oldukça etkileyici bir hikaye idi. ,Fakat bazı yerlerinde çok fazla detay varken bana göre önemli olan yerlerinde yazar sanki geçiştirmiş gibi idi.


Yine de kitabı sevdim... Macera, ihanet, müzik, dans, aşk, acı, tutku dolu bir hikaye. Kadınlar ve sadece Çingeneler,Çingene toplumunda mı zamanını şartlarımı bilemiyorum ama kadın kocasının yaptığı her şeyi kabul ediyor..


Kadınlar için çok zor bir durumdu elbette  ve 18. yüzyıl bahsediyoruz yüzyıllardır süre gülen bir zulüm vardı ortada... Bu durum benim için çok sarsıcı oldu ne yazık ki..Daha önce Romanlar veya Çingeneler  hakkında Lisa Kleypas'ın Hathaway serisini okumuştum  oldukça da güzeldi. Ancak daha çok romans türünde bir seri olduğu için gerçekleri olduğu gibi yansıtmıyordu elbette..
Tabii ki öylesi roman ve soft bir kurgu beklemiyordum zaten..


Çingene toplumundaki hiyerarşi düzen törelerini benimseyemedim..
Romandaki Milagros'un annesi Ana'nın kızının onaylamadığı bir evlilik yapmasından sonra onu reddetmesine sinir oldum..Kızcağızı yapayalnız bırakınca istediği gibi at koşturan kocadan çekmediği de kalmadı kızcağızın..
Milagros'un kocası olan Pedro'nun karaktersizliği,ahlaksızlığı,acımasızlığı beni çıldırttı adeta..

Yine de hikayeyi okurken zevk ile okudum. Fakat yazarın  diğer iki romanına göre sönük buldum.
Kübalı bir zenci köle Caridad ile Çingene güzeli Milagros'un hikayesi beni çok etkiledi....Caridad ile Milagros'un dostluğu başlarda Caridad'a güç veriyordu.Ancak hata üstüne hata yapan Milagros Caridad'ın dostluğundan,dedesi  Melchor 'un korumasından mahrum kalacaktır..Bu da genç kadın için zor günlerin habercisi olacaktır..

Caridad sayesinde dans etmeyi ve şarkı söylemeyi meslek haline getiren Milagros ülke çapında ünlü bir şarkıcı olacaktır. Bu saye de kocası Pedro onun deyim yerinde ise sağmal inek gibi sağacaktır..


Biri deli gibi aşık olduğu adam için muhtemel bir felakete doğru sürüklenirken ,diğeri ise kadın olmanın sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen çocukları köle pazarına satılması için elinden alınan  çaresiz  bir kadın idi..Küba'dan sahibi ile İspanya'ya gelirken gemide sahibi öleceğini anlayınca onu özgürlüğünü vermiş idi. Caridad bırakın mutlu olmayı insan olarak bile değer görmemiş,iradesi dışında tecavüze uğrayarak çocuk sahibi olmuş,çocukları köle olarak satılması için elinden alınmış çilekeş bir kadın idi...


Sevilla sokaklarında ölmek üzere iken onu bulan çingene Melchor onun hayatının aşkı olacaktır...


Biri sevdiği adam yüzünden dayak,tecavüz,alkol ile felakete sürüklenirken ,diğeri de çoktan umudunu kestiği var olduğunu bilmediği bir aşka doğru yelken açarken, geç bulduğu sevgisi ile sınanacaktı.

Çingeneler,köleler,tecrit,hapishane,felaket ve yoksulluk temalarıyla taçlandırılmış bu romanı tarihsel kurgu romanlarını severler bence kaçırmasın..,Özellikle yazarı severler severek okuyabilecekleri bir roman.

Yine etkileyici bir Falcones romanı okumak isteyenlerin zevk ile okuyacaklarını tahmiin ediyorum...







12 Aralık 2015 Cumartesi

Destan-Özge Erkin +++(Kitap Yorum)

Orijinal Adı: Destan
Yazar: Özge Erkin
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Çıkış Tarihi: 26.Kasım.2015
Sayfa Sayısı :440
Goodreads Puanı :5/4,25
Puanım :5/3


Yazarı ilk Masum Koza kitabı ile tanımış ve sevmiştim..O roman da tanıdığım Devran karakteri beni çok etkilemişti. Zira romanın kadın karakterine bir ağabey gibi sahiplenişi çok hoşuma gitmişti..Onun hikayesini başından geçenleri çok merak etmiştim.
Destan şiirsel anlatım ile can bulmuş bir hikaye..Biraz tema olarak ütopyaya kayıyor..Neden öyle söyledim...


Sebebi ne olursa olsun cinayetin hiçbir haklı sebebini göremiyorum..
Romandaki Destan karakterinin cinayet için çok sebebi olsa da insanları kendinden adeta geçerek katletmesini tüylerim ürpererek okudum. 
Bu tip sahneleri yeni yetişen gençlerin okurken nasıl etkilenebileceğini  bilemezsiniz. İki tarafı keskin bir bıçaktır. Bu tip konular işlenirken gençlerin özenmesini sağlayacak temalardan kaçınmakta yarar var olduğunu düşünüyorum...


Gelelim romanda ki aşka....
Romandaki aşk da kadın gözü ile değerlendirirsem...Efsun karakterinin cesaretine hayran kaldığımı söylemeliyim.. Ancak cesaretini gösterdiği yerler özellikle inat ile adama ilanı aşk etmesi gereksiz geldi.. Belki de benim eski kafalılığım yüzünden olabilir.



Kitabı okurken bu ikilemler ile okudum ne yalan söyleyeyim..Kurgu genel olarak bildik aşk,intikam,mafya üçgeninde kurgulanmış bir hikaye..Romanı farklı kılan ise yazarın şiirsel anlatımı. Sevdin mi? diye sorarsanız...Fena değildi güzeldi. Özellikle şiirler güzeldi.Alıntılar,anlatım...

Efsun
Ancak yazara Sveva Casati Modignani'nin Kan ve Onur kitabını okumasını önereceğim..Okumadı ise...
Zira mafya dünyasının insanlarını değişik bir pencereden görebilir. İtalyan'lar ile bu konuda birbirimize çok benzeşiyor olduğumuzu düşünüyorum..


Hikayedeki kahramanlara gelince ikisi de entelektüel çiftimizin ilk etkileşimi müzik oldu..

Kitabın giriş müziği ise Dvorak'ın New World'ü ile başladı..Sonra Korsakov'dan Şehrazat ve Tchaikovsky'den Romeo and Julliet..
Müzikler muhteşemdi tabii ki. Özellikle benim gibi klasik müzik hastasına ilaç gibi geldi romanı okurken...


Devran yıllarca babasının kendinden uzak olmasını kendisini istememesinden kaynaklandığını zannediyordu. Ancak bu durum onun işi ile ilgili olduğunu acı bir şekilde öğrenirken en değerli iki varlığını ve babasını  da kaybedecektir...
İşte bu kayıplar Destan'ın doğmasına neden olur..Yıllarca Devran-Destan ikileminde ruhu bölünür..


Yıllarca tecavüzcü,ahlaksız insanların cezasını kendi elleri ile vererek kanları ile adeta yıkanır...
Sonra karşısına kendisi küçük kalbi büyük bir kadın çıkar..
Efsun..
Bu kadın onu dengesini bozar.. Onu yakınında bile görmek istemezken uzaklaştırmaya da ister..Başaramaz sonra da kıyamaz...


İkisi de babalarından kalan işlerini sürdürmektedir..
Efsun babasının vasiyeti uğruna çok sevdiği doktorluğu bırakır...
Yıllarca bu işi sürdürür ancak çok yorulmuştur. . Bir tatil için kafasını dinlemek gittiği yerde Devran ile karşılaşır..Bu tatil de çeşitli entirikalar ile yardımcısı tarafından düzenlenmiştir..
Ona o an aşık olur..O aşkı da kaybetmemek için her şeyi  göze alır..Ölümü bile..
Ölesiye sever bu gölgeli adamı...

Devran'ın ona aşkına karşılık vermesi o kadar kolay değildir. Ruhundaki acı ile tanıştırır onu Destan olarak..Onu korkutarak kaçırtmak ister..
Ancak yine de vazgeçmez Efsun ondan..


Sevdiğim ve sevmediğim sahneleri olan bir romandı.. Sonradan sevdiği kadının elleri yıkandığı tövbe sahnesini anlamlı buldum...


Yazarın Racon Serisinin ilk kitabı olan Destan'ı aşk kitabı okumayı sevenler,vurdulu kırdılı biraz da arabesk tarzı sevenler,keyifle okuyabilirler..Değişik bir kitap okumak istiyorsanız. Bir deneyin derim..


Racon Serisi:
1. Destan
2.Kılıç
3.Kutsal






4 Kasım 2015 Çarşamba

Gece Gelen Ölüm 2 İntikam Yolcusu - Gonca Çiftçioğulları




Orjinal Adı : İntikam Yolcusu
Edisyon Adı : İntikam Yolcusu (Gece Gelen Ölüm-2)
Yazar : Gonca Çiftçioğulları
Yayınevi : Agapi Yayınları
Puanım :5/4

  Gonca Çiftçioğlulları'nı tanıdığım Gece Gelen Ölüm  Karanlığın Sesi kitabı ile tanımıştım.. Ancak kitabı okuduğum da bir yarım kalmışlık hissi vermişti bana. Devamının çıkacağını öğrendiğimde de hiç tereddüt etmeden okumak istedim.
Romandaki komiser Mehmet'in ortağı tarafından trajik şekilde vurulması beni çok etkilemişti.
Onun hikayesini çok merak ediyordum.
Hikayede yeni kahramanlar yeni hikayeler vardı. Özellikle Oğuz ve Gönül'ün hikayesi de eklenmişti. Onların maceraları bence asıl kahramanımız Selda'nın hikayesinden çok daha güzeldi. Özellikle sonu hah şimdi oldu dedirtti bana.
İntikam Yolcusu romanın da Selda'nın hikayesinden oldukça etkilendiğimi söylemem gerek. Bu genç kadının yaşadıkları tüylerimi ürpertti.


Çocukluğunda başına gelen korkunç olay ile kişiliğinin uğradığı dönüşümü okumak ibret vericiydi. Ruhunu yaralayan bu olay ile içindeki intikam arzusu affedememe duygusunu yenememesi yüzünden ruhunun karanlıklar içinde kalmasını yazar çok güzel işlemişti. Romanın polisiye olması dolasıyla hikayeden çok daha fazla ipucu vermek istemiyorum.
Romanda duygusal sahneler çok fazla yoktu ancak sevgi aşk aile sevgisi teması ile işlenmiş olması kahramanların iç seslerini çok da güzel yansıtılmıştı. O kadar ki bire bir yaşanmışlık hissi verdi bana.. 

Bir ara kitabın sayfalarında kendimi kaybettim..




Kitabı okurken olay örgüsü nedeni ile aksiyon biraz yavaş geldi bana daha hızlı olabilseydi çok daha güzel olurdu. Yine de biz de böylesi bir polisiye yazar olması tema çeşitliliği bol olması  gururlandırdı beni. 
Yazarın sıkı takipçisi olmaya devam edeceğim. 
Daha yeni hikayelerde daha yeni maceralarını okumak için sabırsızlanıyorum..
Polisiye ve macera kitaplarını seviyorsanız etkileyici bir roman okumak istiyorsanız tavsiye ederim...


14 Ekim 2015 Çarşamba

KAN VE ONUR-SVEVA CASATİ MODİGNANİ


Orijinal Adı: Donna d'onore
Edisyon Adı: Kan ve Onur
Yazar : Sveva Casati Modignani
Çeviri : Pelin Erdoğru
Yayınevi: Doğan Kitap
Goodreads Puanı :5/3,76
Puanım: 5/5,



Aşk,İntikam,Mafya,Siyaset ağına takılan bir genç kız..Normal bir seyirde giden hayatı.babasının gözlerinin önünde hem de yaş günüde öldürülmesi ile karmakarışık bir hale geldi..Babası bir Babanın yerine yanlışlıkla vurulmuştu..Ama o küçük kız öldüren katili gördü ve intikamını alacağına yemin etti..


Bu olaydan sonra ailesi ve o bu babanın korumasına girdi..Hayatına devam etti..

Babası ona birgün çok önemli bir kadın olacağını söylemişti. Siyaset yolunda emin adımlarla ilerlerken birden ortadan kayboldu.

Sonra bir rahibe olarak Sicilya'da ortaya çikti. Gözünün önünde öldürülen babasına söz vermişti. Önemli biri olacaktı. Bu sözünden tek kişi döndürebilirdi hayatında tek sevdiği erkek babasının katili.


Hayatına giren 3 erkek oldu ikisi ile evlendi,diğeri sevdiği,taptığı,çocuğunun babası Irlandali bir kiralık katil idi. Annesinin asığını,babasının katilini gözünü kırpmadan öldürdü. 

Ama asıl düşmanı onu umutsuzca isteyen başka bir erkek.Onun siyasette yükselişini de engelleyebilecek tek erkek. Mafyanin günümüzdeki gerçek yüzünü tanıtan bir roman. Olağanüstü bir romandı bulan kesinlikle kaçırmasın..


KİTABIN KONUSU:
     New  York Times’ın atılgan muhabiri Mark Fawcett,Palermo’nun Giornale Sicilya gazetesinin istihbarat şefi Gianna Ricci’den aldığı haberle olaya  başlar.
     New York’un en ünlü avukatıyken ve şehrin belediye başkanlığına talipken ansızın ortadan kaybolan ve şu anda Sicilya’da bir manastırda rahibelik yaptığı öğrenilen bu kadınla konuşmayı başarır ve olayı onun ağzından dinler.
     Nancy’nin evinden ayrılışı , dışarda okuması ve avukat olmasının  en büyük nedeni babasını kendi gözü önünde öldürülmesidir.


     Nancy,babasını öldüren adamın simasını sadece arabanın içinden görmüştür. Nancy’nin en büyük amacı babasını öldüren adamı bulup onu öldürmektir.  Bunu artık bir nevi kan meselesi yapmıştır.
     Nancy’nin babası calogero,şehrin en tanınmış otelinde kapı görevlisidir.  Otel sahibinin arabasını kapısını açarken otelin sahibini öldürmesini engelleyerek kendi hayatını feda eder.  Bu olaydan ötürü otelin sahibi yani mafya babası,Nancy’i yanına almak ve onu okutmak ister ve ailesi de buna karşı çıkmaz.


     Nancy hukuk fakültesine girer.  Oradayken Sean adında bir kiralık katili sever.  Kiralık katil onun babasının katili olduğunu öğrenir ama nancy bunu bilmez, onu deliler gibi sever sean’de onu deliler gibi sever ve hiçbir şey söylemez.
     Sean bir kaç nedenden dolayı ortadan kaybolur.  Nancy onu unutamaz  ama yaşamaya devam eder.  2 yıl sonra nancy hukuk fakültesini bitirir ve orada karşılaştığı Taylor adındaki biriyle evlenir. Yıllar sonra Sean gelir.  Nancy onu tekrar sevmeye başlar.  Ama gerçekler ortaya çıkar.





3 Eylül 2015 Perşembe

Gölge KadıN-Linda Howard



Orijinal Adı: Shadow Woman
Edisyon Adı: Gölge kadın
Yazar: Linda Howard
Çeviri: Özlem Gültekin
Yayınevi: Martı Yayınları
Goodreads Puanı: 5/3,66
Puanım :5/4


Linda Howard'ın benim için yeri apayrı olan yazarların başında gelir. Özellikle yazarın kurguladığı aşk,cinayet,gizem temalarındaki romanlar favorimdir.
Gölge Kadın da başlarda biraz tempo düşüktü hatta bir ara hep böylemi devam edecek diye kaygılandığım anlarda oldu. Ancak sonradan hikaye kendini toparlamaya tempo giderek yükselmeye başlayınca  işte şimdi kitap açılmaya başladı dedim.
Ve gittikçe artan tempo sonradan beni şok eden kısmı ile hikaye zirve yaptı..
Gölge Kadın'ın kurgusu,temposu,işleyişi bana yazarın  Kara Melek romanını çok anımsattı. Özellikle iki romanını da erkek kahramanlarının da çok benzeştiği yerler vardı. Xavier ve Simon'un benzediği  çok özellik vardı..Ancak Simon bir kiralık katil idi. Xavier'in ondan aşağı kalır tarafı olmasa da onun sevdiği kadına sahiplenmesini  daha çok sevdim.. 


Her ne kadar romanda aşk ve tutku olsa da  roman bir aşk romanı  değildi Daha çok macera,aksiyon türünde bir roman idi..Özellikle başlarda romanı biraz durağan bulsam da yine de çok severek okuduğum bir roman oldu özellikle sona doğru yazar beni ters köşe etti diyebilirim. 
Yine de Linda Howard'ın kitaplarında aynı başarıyı bulamayabiliyorsunuz..Çok severek okuduğum bir kitabını hatırladığım gibi bazen de beni hayal kırıklığına uğrattığı kitapları da mevcut.

Gelelim Gölge Kadına;
Bir sabah uyanıp aynadaki yüzün size ait olmadığını fark etseniz ne yapardınız? Ya da hayatınızın son üç yılından öncesini hiçbir şekilde hatırlamadığınızı anlasanız? Birdenbire peşinizde sizi öldürmek için takip eden silahlı adamlar belirse? Peki, hafızanın dehlizlerinde kaybolmuşken kendinizi amansız bir kaçışın ortasında bulsanız? Bu travmaların hepsini atlatmaya yetecek kadar tutkulu bir aşk, tehlikenin ve sırlarla dolu geçmişinizin tam ortasından çıkıp ruhunuzu kuşatsa? Bütün bunları bir haftada yaşayan Lizzy, artık son üç yıldır tanıdığı o sakin kadın değildir. Zihnindeki gölgelerle amansız bir savaşa girmiş, eski hayatıyla hesaplaşmaya başlamıştır. Üstelik bu savaşın sonunda ortaya çıkacak gerçekler sadece kendi hayatında değil, ülke çapında da taşları yerinden oynatacak niteliktedir..


Yazar romandaki kadın kahraman Lizzy'nin sabah kalkıp  aynaya baktığında kendine ait hiçbir şeyi hatırlayamamasını müthiş işlemişti. 
Kitabı okurken benim başıma böyle bir şey gelse ne yapardım diye çok düşündüğüm sahneleri oldu.O yönden romanın konusundan çok etkilendim..
Ve sevdiği adam ile karşılaşıp onu hatırladığı sahne de çok güzeldi.


Gölge Kadını okurken sahneler gözünüzün önünden bir film karesi gibi geçiyor..Yazarı severleri tarafından hayal kırıklığına uğramayacağı bir roman..Tavsiye ederim..

2 Temmuz 2015 Perşembe

İhanetin 5 Yüzü- Harlan Coben



Orijinal Adı: Gone for Good
Edisyon Adı : İhanetin  Yüzü
Yazar : Harlan Coben


Çeviri : Derya Engin 
Yayınevi: Martı Yayınları 


Goodreads Puanı: 5/4,09
Puanım 5/5

Okuduğum ikinci kitabı..Harlan Coben ..İkinci kitapda yazara aşık oldum..Polisiya kitaplara dönüş yapacağım bu gidişle.. hikaye normal seyirlerde başladı aheste aheste kurgu devam etti. Katil bana göre belli idi.. Suçlu belli idi.


 Ancak durun...O da ne?!! Kitabın son sahnesi ...Herşey ters köşe değişti..Kitabı bitirdikten sonra o da neydi? Vay be!! Dedim..
Kitapdaki baş kahraman Will herkesin ihanetine uğradı.. Karakterinin belki de  en eksi tarafı şiddeti sevmemesi ve korkaklığı idi. 
Yıllar önce öldürülen sevgilisi,ağabeyi tarafından ihanete uğramıştı.. Ancak uğradıüı ihanetin görünen yüzü idi..Gerçekleri öğrendiğinde bu ihanet canını daha çok yakacaktı..


Bu olayları atlatıp kendine yeni bir hayat kurmuş...Yeni bir sevgili bulmuştu...
Ancak annesinin ölümü ile yine tuhaf olaylar başlar..Yeni sevgilisi onu terkederek ortadan kaybolur...
Ve sonra onun ölümü...
Ancak kitaptaki bir kahraman daha vardı Kare...Onun da bir hikayesi var..Yazar onu da yazmıştır sanırım..Çünkü yarım kaldı o hikaye...Will'in dostu ve yardımcısı..Deyim yerinde ise arkasını kollayan idi..


Tavsiyemdir....



22 Haziran 2015 Pazartesi

Gece Gelen Ölüm-Gonca Çiftçioğulları



Orijinal Adı : Gece Gelen Ölüm
Edisyon Adı: Gece Gelen Ölüm
Yazar : Gonca Çiftçioğulları
Yayınevi: Uğur Tuna Kitabevi
Goodreads Puanı :5/4
Puanım 5/4


Rastlantılar sonucu elime geçen bir kitap idi özellikle son zamanlarda okuduğum kitaplarda uğradığım hayal kırıklıklarından sonra ümitsizdim..
Ancak yeni tanıştığım Gonca Çiftçioğulları beni ters köşeye yatırdı. Gece Gelen Ölüm zevk ile okuduğum bir romandı.. Başlarda okurken Linda Howard'ın Hep Senin Yanındayım isimli kitaptan etkilenmiş olabilir mi diye düşündüm...Ancak sayfalar ilerledikçe yanıldığımı anladım...Yazarın kaleminin akıcılığı çok iyi idi. Ancak bu roman da hem aşk hem cinayet üzerine işlendiği için duygusal sahnelerde biraz daha işlenmesi gerektiğini düşündüm. Yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra onun hakkında daha fikir sahibi olabileceğim..



Kitabın konusunu çok da açıklamak istemiyorum çünkü özellikle polisiye tipi romanlarda konuyu fazla açık ederseniz okuma zevki de pek kalmıyor..Okuyacak olan okuyucuya haksızlık edildiğini düşünüyorum..
Roman bir cinayet onu telepati yolu ile gören bir genç kız..İşin başka yönü de cinayetler dizisi gündemde..
Bu cinayetleri çözmeye çalışan bir komiser ona aşık olan kadın ortağı. O bölümdeki tüm kadın elemanların ilgi merkezinde bu komiser...Başarısız bir evlilik geçirmiş evlenmeyi düşünmeyen mesleği ile evli bir komiser.
Diğer yandan mesleğine tutkun bir doktor..Sevgilisinden yeni ayrıldıktan sonra meslek hayatına başka şehirde devam etmeye karar vermiştir..
Yeni şehirde yeni işine başladıktan sonra hayatında büyük değişiklikler olacak kendini yepyeni macera ile tanışırken, uzakta olduğu anne ve babası ile tekrar bir araya gelir..
Mehmet, Selda, Hakan, Ebru romanımızın baş kahramanları... Onları seveceksiniz..Kitabın sonu beni ters köşe yaptı..
Özellikle polisiye severlere tavsiyemdir..







22 Şubat 2015 Pazar

Çıplak Yalanlar - Liliana Hart



Orjinal Adı :Dirty Rotten Scoundrel
Edisyon Adı : Çıplak Yalanlar
Yazar : Liliana Hart
Çeviri : Nur Eren
Yayınevi : MARTI YAYINLARI 


Serinin üçüncü kitabı Çıplak Yalanlar'ı çok severek okuduğumu söylemeliyim..Önceki kitap Jaye için şok bir biçimde bitmişti. Bu kitapta ise hem Jack Hem de Jaye'in geçmişteki olayları açığa çıkıyor.
Jack'in sakin bir kasabanın (Kanlı Mary) şerifi olmadan önce çok önemli bir operasyonda Washington DC'de FBA timinin şefi olduğunu  öğreniyor Jaye..Ve Jack'in ondan önce bir ilişki yaşadığı seksi avukat Lauren ile tanışıyor.


Lauren Jack'i geri istemektedir ancak önemli dezavantajı ise mesleğini,kariyerini daha çok sevmesidir.Jaye ile tanıştıkları sahne ve diyaloglar oldukça ilgi çekici idi..
Jack'in yönettiği bir operasyonda görev alan personelin ardı ardına gelen ölümleri nedeni açılan soruşturma da eskiye ait sırlar tüm çıplaklığı ortaya çıkacaktır. 


Bu ölümleri araştıran FBA ile işbirliği yapan Jack ve Jaye'in özel yaşantılarında mutluluğu tam yakaladıkları anda ortaya çıkan bu soruşturma ve Lauren gerginliği ...Ve Jaye'in anne ve babasına ait servetin sırların da ortaya çıkması derken ortaya oldukça ilgi çekici ve heyecanlı bir hikaye ortaya çıkıyor..
Özellikle soruşturma da yardım eden FBA elemanı ve Jack'in arkadaşı Carver'i geçen kitaptan tanımaya başlamıştık. Onula geçen diyaloglara bayıldım diyebilirm.
Özellikle ilk ağızdan anlatan hikayeleri çok sevmememe rağmen bu seri favorim oldu.
Umarım serinin 4.Kitabını da bir an önce okumak nasip olur..Gizem,Cinayet,Aşk ve tutku kitaplarını seviyorsanız hararetle tavsiye ederim...


J.J. Graves Mystery
1. Dirty Little Secrets (2011) Çıplak Sırlar
2. A Dirty Shame (2012) Çıplak Gerçekler
3. Dirty Rotten Scoundrel (2013) Çıplak Yalanlar
4.Down and Dirty (2014)






19 Kasım 2014 Çarşamba

Koru Beni - Judith McNaught



Orjinal Adı :Someone to one Watch Ower Me 
Edisyon Adı : Koru Beni
Yazar: Judith Mcnaught
Goodreads Puanı : 5/3,80
Puanım 5/5

Tam dört yıl bekledikten sonra yeni bir Judith Mcnaught romanı okumaktan çok mutluyum. 
Ne yazık ki her güzel şey gibi çabuk bitti maalesef..En sevdiğim yazar olduğu için benim için tüm romanları 10 Numara..Ona daha aşağıda bir puan vermeye elim gitmiyor gönlüm elvermiyor...
Yazarın daha önce yayınlanan son iki romanına göre bence daha kuvvetli bir kurgusu vardı..


Ve polisiye bir roman idi. Hemen ekleyeyim Julie Garwood'dan daha iyi polisiye yazıyor bence..
Fakat artık historical yazmalı. Onun yeni historical romanlarını okumayı çok isterim.

Romanımıza gelirsek ;

Diğer Judith Mcnaught kitaplarına göre biraz farklı idi..Daha gerçekçi anlatımı var idi ve önce okuduklarımdan  biraz daha sert bir roman idi...Yine de çok sevdim...Ama gördüğüm eksileri de yazacağım tabii ki..Kadın kahramanın yanında erkek kahraman başlarda çok sönük kalıyordu. Başlarda çok yadırgasam da konu gereği böyle olması gerektiğini anladım.


Diğer Judith romanlarının aksine kadın kahramanının  değil erkeğin sevgisine,sadakatine  hayran oldum.Üstelik çok da korumacı idi. Yılardır aşık olduğu kadını sabırla bekleyen bir adam vardı Michael Valente..Ünlü Broadway oyuncusu Leigh Kendall'ı tam 15 yıl bekleyen bir aşık erkek...Çok etkilendim...Leigh'in aşkını tam hissedemedim. Sonradan aşık olduğunda da aralarındaki aşkı hissetmek muhteşemdi..Bu kadının yazdığı  aşkı okumak müthiş...


Leigh başlarda Michael'e tepkili idi. Sonra onun kim olduğunu anladıktan sonra aşık oluverdi. 
Bu romana tam puanı sanırım romandaki iki karizmatik erkek kahraman için verdim. Biri Michael Valente diğeri Mitchell McCord idi..O da amansız dedektifimiz idi..Romanın diğer çiftinin kahramanlarından idi..
Diğer kadın kahramanı dedektif Samantha Littleton'un Leigh karakterinden daha cana yakın buldum. Hoş baş kadın kahramanımız romanın başından itibaren şoktan şoka giriyordu.


Zira tam 15 yıl evli olduğu kocası ortadan gizemli şekilde kaybolduktan sonra onun aslında hiç tanıdığı gibi biri olmadığını anlaması uzun sürmeyecektir.Onun  kendisini yakın çevresindeki kadınlar ile aldattığını öğrendikten sonra da bu kayıbın baş şüphelisi haline gelecektir..


Romanda büyülü çiftimiz Matt ve Meredith Ferrell çiftinin çılgın şoförü  Joe O'Hara ve Gece Fısıltıları'ndan tanıdığımız Noah'ın çılgın kızkardeşi Courtney Maitland vardı.
Sanırım yazarımız bu genç kız içinde bir hikaye yazmayı düşünüyor.
Ama önce elindekini bitirmesi gerek..

. Ne olursa olsun Judith McNaught'u tekrar okumak çok güzeldi  özellikle sonlara doğru enfesti...Umarım yazar bundan sonra daha üretken olup daha çok roman yazar. Zira çevrilemeyen bir romanı daha var o da çevrildiğinde yayınlanacak romanları bitecek..

Bence Judith Mcnaught hayranları bu romanı yadırgasalar da çok sevecekler. Ben çok sevdim sonlarına doğru ise bayıldım. Çünkü son sahnelerinde büyülü bir aşk vardı..Tavsiyemdir...