15 Kasım 2012 Perşembe

Kurt Ve Kumru Kathleen E.Woodiwisi

Kurt ve Kumru-Kathleen E.Woodiwisi 

Orjinal Adı The Wolf and the Dove Goodreads puanı 5/4,14 Benim puanım 5/5
 Şu ana kadar okuduğum en güzel orta çağ romanı ama oldukça da sert..

Çünkü roman  Normanların İngiltere'yi işgal ettiği dönem yani  Ortaçağın en sert dönemi olan   1066 da William’ın İngiltere’ye saldırdığı Saxson'ları esir alıp,topraklarını ele geçirdiği dönemde geçiyor..Kitabın daha ilk sayfalarında gerilmeye başladım diyebilirim..

Çünkü romandaki sahne çok acımasızca başlıyor..Normanlar tarafında işgal edilmiş  bir kale ve İşgal edilen kalede yaşanan insanlık ötesi katliamlar..Kalenin efendisi öldürülmüş, .Boynuna bir ip bağlanan Darkenwald Malikânesinin kızı Aislinn ve kızını korumaya çalışan kalenin hanımının dizlerinin üzerinde süründürülmesi..Bu insanlık dışı manzaradan Demir Kurt Wufgar'ın kumandanı Ragnor de Maret sorumlu..İğrenç bir komutan..
Kalenin kızına iğrence tacavüz ettiği satırları nefret ederek okudum... Ertesi gün roman kahramanı  Demir Kurt Wulfgar kaleye geliyor ..Aislinn'in karşılaşmaları..Aislinn Wulfgar'ın Ragnor'dan farklı olduğunu daha  adil olduğunu anlıyor..Birbirlerinden nefret ediyorlar..Wulfgar onun güzelliğinden etkileniyor..

 Ve Demir Kurt Wulfgarın nasıl biri olduğunu merak edersek, sevgisiz bir aileden gelmesi annesi kocasının savaşlara gidip kendisini ihmal etmesini bağışlayamamış şefkâtsiz bir annedir..Bunun acısını özellikle  büyük oğlu Wulfgar'dan çıkartıyor..Babası ise  onu piç olarak kabul edip uzaklara gönderiyor..Ailesinden sevgi görememiş bie adam..İşte bu sevgisizlik yüzünden kadınları sadece cinsel amaçla için kullanmış ve asla evlenmeyi düşünmüyor..Kadınları kullanmayı seviyor ama onlardan  nefret ediyor...
.
Aislinn'i ilk iş  Ragnor'un elinden alıyor..Aislinn'e Ragnor gibi acımasızca tecavüz etmiyor ama  bir nevi baştan çıkararak tecavüzünü devamlı gerçekleştiriyor..Onu metresi ve kölesi yapıyor.. Aislinn'in ilk önce güzelliğinden büyüleniyor.Sonrada cesareti ve kişiliğinden etkilenmeye başlıyor....


Daha sonra kaleye Babası ve kız kardeşi geliyor.. Babası elindeki her şeyi kızı dışında kaybetmiş bir adam ve kız kardeş Gwyneth hani dersiniz koynunuzda yılan beslemek deyimi bu kadına çok da güzel uyuyor...Kaleye geldiği andan itibaren Aislinn ile devamlı uğraşıyor..akla hayale gelmeyecek entirakalar ile uğraşıyor..Tek zayıf yönü var Ragnor ona aşık olup neredeyse onu kölesi oluyor..O ne derse onu yapıyor...Ragnor ise Aislinn'i takıntı haline getiriyor..Onu Wulfgar'ın elinden almak için Gwyneth'i kullanmakta tereddüt etmiyor..

Aisslinn ise neredeyse kusursuzluk timsali başına gelenleri büyük bir vakur ile kabullenirken cesaret ve gücünü asla kaybetmiyor...Wulfgar'ı o iyiliği ve güzelliği ile dize getiriyor..Güzellik derken karakter ve huy olanından bahsetmek istiyorum..
Wulfgar ona o kadar bağlanıyor ki Ragnor ile dövüşmekten kaçınmadığı gibi kaybetmekten de çok korkuyor..Onun hasretini çektiği satırları okumak çok güzeldi..Özellikle odalarında her yerde Aislinn'i görmesi onu araması...Okuyun bence çok seveceksiniz...
Yazar mekanı çağı ve aşkı o kadar güzel harmanlayıp bize aktarmış ki..Tekrar tekrar bu yazara hayran oldum...Kitabı özellikle sonlarına doğru elimden bırakamadım..Wulfgar'ın Aislinn'e aşık olduğunu ve yaşamının ondan başka öneminin olmadığını anladığı sahne müthişti..Kucağındaki bebeğin babası olup olmadığını bilmediği halde onu kucağında tutup o koca şövalyenin kollarında uyuttuğu sahne çok özeldi...
Çok sevdim..Tavsiye ederim..Ama Rüzgarda Savrulan Küller benim için yazarın bir numarasıdır..
Keyifli Okumalar...