21 Mayıs 2013 Salı

Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan-Demet Altınyeleklioğlu




Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan - Demet Demet Altinyeleklioglu


Mübadele Üçlemesinin ilk kitabı Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan.Cumhuriyet Tarihinin en büyük dramlarının yaşandığı dönemlerden biridir Mübadele yılları ..
Kelime anlamı, değişim olan mübadele; ülkemizde Cumhuriyet’in kurulma yıllarında, Türk topraklarında yaşayan bir kısım Rum vatandaşı ile, Yunanistan toraklarında yaşayan bir kısım Türk asıllı insanın anayurtlarına karşılıklı olarak dönmesidir...
1910 ile 1922 yılları arasında, Osmanlı Devletinin çöküşü, Balkanlar’daki yüzlerce yıllık vatan topraklarının yitirilmesi, 1. Dünya Savaşı, yurdun düşman işgaline uğraması ve Kurtuluş Savaşı sonunda Türkiye Cumhuriyetinin kurulması gibi birçok tarihi olay yaşandı...
Bu sancılı yıllar, Türk milletinin yanı sıra Osmanlı İmparatorluğunun yüzlerce yıllık vatandaşları olan Rum halkı için de büyük acılar içinde geçti.
Balkan Savaşı sonrasında yüz binlerce Müslüman Türk, savaşta yenik düşen Osmanlı ordusunun peşi sıra sonsuz acılar içinde doğdukları toprakları terk ederek Anadolu ‘ya sığındı.
Benzer trajedi, 1922 yılında Kurtuluş Savaşında yenik düşen Yunan ordusuyla beraber Anadolu’yu terk eden Ortodoks Rumlarınbaşına geldi. Bir ay gibi kısa bir süre içinde yüz binlerce Ortodoks Rum Yunanistan’a sığındı. Yunanistan’ın nüfusu bir anda dörtte bir oranında arttı.Bu durum Yunanistan’da büyük sıkıntılara ve kaosa yol açtı.

Lozan Barış Konferansı toplandığında öncelikle sığınmacılar ve esirler konusu ele alındı. İngiltere temsilcisi Lord Curzon’un teklifi ve Milletler Cemiyeti görevlisi Nansen’in raporu doğrultusunda; Yunanistan’da yerleşik Müslümanlarla Türkiye’de yerleşik Ortodoks Rumların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı.
Bu sözleşme uyarınca; İstanbul’daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya’daki Müslümanlar hariç Yunanistan’da yerleşik bütün Müslümanlar Türkiye’ye, Türkiye’de yerleşik bütün Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderildi. Mübadele sözleşmesinin kapsamına 18 Ekim 1912 tarihinden sonra yurtlarını terk etmiş olanlar da alınarak mülteciler sorununa bir çözüm bulunmuş oldu.

Bu çözüm süreci ile insanların hayatları tepetaklak oldu ve bir gemiyle hayatlarından sökülüp alındı tüm alışmışlıkları. Vatanlarına gitmek için vatan saydıkları yerden, tüm geçmişlerinden koparıldılar. Geri dönüşü yok! Yollara düşüp; düşkün oldular. 30 Ocak 1923'te Lozan'da imzalanan sözleşme sonucunda Türkiye ve Yunanistan'daki yüz binlerce insan yaşadıkları toprakları kendi iradeleri ve arzuları dışında terk etmek zorunda kaldı. Bu göçün neden olduğu sorunların aşılması ve yaraların sarılmasıysa çok uzun zaman aldı...

Buraya kadar Mübadelenin anlamı ve ne olduğu ile ilgili paylaşım yaptım..Çünkü neredeyse 90 Yıl önce olmuş bir sosyal olayı tanıtmak kitabın anlaşılabilirliğine mayasını anlamada büyük bir faydası olacaktı..

Bir kaç satır ile bahsetmeye çalıştığım geçmişte bir çoğumuzun ailelerinin geçmişlerinde Mübadele zamanında Türkiye'ye yerleşenler vardır..Yıkılan bir İmparatorluğun ardından insanların hayatlarının paramparça oluşu.Tüm yaşamı boyunca yaşadığı evim,vatanım diye bellediği yerleri bırakmak zorunda kalması..

İşte Mübadele Üçlemesi ile bu dönemler anlatılıyor..Bu dönemde geçen imkansız bir aşk anlatılıyor.Tabii ki bu hikaye yarım kaldı..Çünkü  İzmir'in isgali ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsuna gitmesi ile ilk kitap bitti.
Bu romanda Hasan Tahsin'de vardı,Çerkez Ethem'de,Damat Ferit Paşa'da..Çok ilginç Damat Ferit Paşa'nın klasik müzik hastası olduğunun anlatıldığı bölüm çok ilgimi çekti..
İzmir'in işgal edilirken anlatıldığı bölümde resmi dairelerde ki vatanseverlerin bulunduğu çaresizlik çok etkileyici geldi bana..
Romanın konusunun geçtiği iki il Selanik ve İzmir bu birbirine çok benzeyen ve Atam'ızın hayatında çok önemli bir yeri olan iki ildeki Türklerin mevcut dönemdeki ümitsizlikleri , zorlukları ve sevdaları çok çarpıcı bir  dille anlatılmış..Çok sevdim hikayeyi bazı yerlerinde kah ağladım kah üzüldüm bazen de çok heyecanlandım..Hele Enver'in ağabeyi Cemil'e aşkına itiraf edip öldüresiye dayak yediği sahne beni çok etkiledi..

Şunu söylemeliyim ki insanların kötü ve iyi insan olmaları milliyetinden değil karakterinden,mayasından geçiyor..Hikayede özellikle Cemal ve Stelyo isimli iki can dostu vardı ki..Bu iki adam kelimenin tam anlamı ile insanlık dersi veriyor ve mevcut duruma dostlukları ile meydan okuyordu..
Ama hem İzmir'de El.eni ve Enver Hem de Selanik'teki Fidan ve Mehmet onlar gibi meydan okuyamıyordu..MÜcedeleleri daha çok çaba gerektiriyordu..

Selanik'i tek kurşun sikmadan terk eden Osmanli'dan umudu kesen Türkler zor günler geciriyor du. Dost olduklari Rum arkadaşları ile düşman olmak durumundaydılar.
Cemal ile Stelyo dostlugu tek kelime ile mûthişti.Ders verir nitelikteydi..İkisinin de eşleri ve çocukları bu dostluğun sürmemesini istiyorlardı..
Enver'in agabeyi Cemil'de Sevr anlaşmasindan sonra Çerkez Ethem'in saflarına katılır. Ona katılmadan önce Eleniye askindan bahseden Enver'i öldüresiye döver. .
Eleni'nin ağabeyi Niko ise Helenizm hayali ile kandırılan gençlerden başkası değildir..Bu uğurda kiralık katile dönüşür..

İŞte bu şartlarda iki genç birbirlerini ne kadar severse sevsin mevcut durumdan dolayı aşklarını askıya almak zorundadırlar..Bu konuda askıya aşklarını  almaya.güzel günlerin gelmesini bekleyeceklerdir.
Selanik'ta ise ortam gittikçe gerilmeye başlamış Türkler için bu şehir yaşanmaktan gittikçe uzaklaşmaya başlamıştır..Rum gençleri düne kadar kardeşçe yaşadıkları insanları hor görmekte onlar ile dost olanları ise düşman dostu olarak aşağılamaktadırlar.. Türklerin ellerindeki malları yok fiyatına ellerinden alıp orayı göçe zorlamakta..Göçmeye kalkanlar ise eşkiyalar tarafından yolları kesilerek soyulmakta ve öldürülmektedirler.Tam anlamı ile bir kaos ortama hakimdir..
İşte bu şartlarda Poyraz Ali ve Güllü'yü ana vatana göndermek isterler bunda Stelyo canı pahasına öncü olur ama ortam çok zorludur..
Kısaca müthiş bir dönem  romanı idi... Son zamanlardaki mevcut olan Osmanlı modasından  sonra Cumhuriyet'in nasıl kurulduğunu insanların hayatlarının nasıl paramparça olduğunu okumak beni çok etkiledi.
 Benim şahsi olarak merak ettiğim ve anneannemden dinlediğim bu mübadele yıllarını okumak benim için çok özeldi...Özellikle İzmir'in işgali Hasan Tahsin'in İlk kurşunu atarak yüzlerce insanın katledilmesini okurken gözyaşlarımı tutamadım..



İzmir'in işgali ile biten bu romanın devamını hemen okumak istiyorum..Bu yılları gerçekçi bir uslupla yazan yazarımıza teşekkür ederim...
Ve özellikle günümüz gençlerinin  bu kitabı mutlaka okuması gerektiğine inanıyorum. Yakın tarihimizi mutlaka iyi bilmeliler.


Tavsiye ederim....