10 Aralık 2015 Perşembe

Destan + Özge Erkin +++(ALINTILAR)



''Manzaran nasıl?''
Efsun olduğu yerde mıhlandı. Adam bir kere bile o tarafa dönmemişken izlendiğini nasıl fark ederdi ki?
''Aman Allah'ım! Rezil oldum,''dedi içindeki meraklı kediye. Ne söylemeliydi? Manzara güzeldi o kesin ama...


Efsun Yeşil gözlere odaklanmış ne söyleyeceğini bilemiyordu.Hepsini duymuştu işte.Onu öpmek istediğini söylemişti.Ne söylerse söylesin adamın duymuş olduklarını değiştirmeyecekti bu.
''Ben...''
''Efsun hanım, neyin peşindesiniz bilmiyorum. Beni tanımadan nasıl böyle bir fikre kapılmış olduğunuz da anlamış değilim.''


...

İlk aşkını, karısını istiyordu yanında.. Ona hayata nasıl devam edileceğini öğretirdi,biliyordu. Görüp göreceği en yapıcı insan idi karısı. Hep iyi tarafından bakardı, hep umudu olan,hep şükreden. Ama yoktu ya, bilemiyordu Devran şükretmesini de hayata umutla bağlanmayı da....


''Son gece'',dedi içinden Efsun,en son gece kollarında uyuyacaktı. Sonra yok olacaktı.
''Bu gece kollarında uyuyabilir miyim?'' diye sordu son kez cesurca Efsun. Devran acı içinde evet anlamında başını salladı.
İki Kalp ayrı kafeslere kapatıldı.
 Bundan sonrası hasret kokacaktı artık.


Hadi gel,
Nefessiz kalana kadar sevelim birbirimizi.
Kalbimizin yettiği kadar özleyelim
Kirpiklerimizin çektiği kadar akalım ellerimize.
Parmak uçlarımızdan okusunlar sevdamızı.
Kan olup oturalım birbirimizin gözlerine,
Adımıza ''Aşk'' desinler...
Dudaklarının ucunda son verdi şiire. Nefesleri karışırken birbirine,son cümle noktayı koydu geceye,


''Teninde parmak izim kalsın Efsun...benim ol bu gece...''


''Aşkın İki Rengi vardır: İlk önce bembeyaz olacaksın,parlayacaksın her daim. Ayna gibi birbirinizi yansıtacaksınız. Ruhunuza eş olacak her bir zerreniz. Sonra diğer renge bürüneceksiniz. Kan kırmızı olacaksınız. Aşkı kırmızı ile boyayacaksınız. Kanınız bile bir akacak. Kalbiniz bir atacak.
Aşkı iki renkle resmedeceksiniz.''

"Güneşe küs bir adamdım ben. Karalara mahkûmdu yüreğim. Soluduğum hava bila haramdı. Uykularda ziyandım. Takvime atılan bir çizikten ibarettim. Sonra kara kahve gözlü, küçücük bir kadın çıktı karşıma. Cesareti benden büyük... Kalbime talip oldu; inanmadım. Canımın özü sensin dedi; duymazdan geldim. Ömrüne dolmaya geldim dedi; gülüp geçtim. Ama gözlerini gözlerimden ayırdı gitti bir gün; ben öldüm. Kalbim durdu sanki... İnanmadığım, güldüğüm, kaçtığım ne varsa hepsiydim artık. Günüme güneş, geçene yıldız, günahıma sevap oldu..."