9 Mayıs 2014 Cuma

Aşk



Aşk; olacaksa aşk gibi olmalı, aşk gibi yaşanmalı.
Ayları, yılları değil günleri, saatleri; aşkla dolu yaşanmalı.
Öyle akla ne zaman geleceği belli olmayan sevgiliye olan sevdalar; aşk değildir çünkü.
İnsan heyecanlanmalı mesela ilk öpüşte, ilk dokunuşta.
Ve bilmeli sevdiğinin neyi, ne zaman ve nasıl yaptığını.
Öyle girmeli ki içine hiç eksiklenmemeli.
Öyle yerleşmeli… Çünkü aşk hayalleri yaşamaktır.
Hayallerin bir olmasıdır.


Aynı anda aynı şeyi isteyecek kadar bir olmaktır.
“Biz olduk,” demektir.
Öyle yoldaş, öyle paydaş olmalı; yürekte, umutlarda…
Koklamaktır aşk. Sevgilinin saç diplerini koklamaktır.
Boynunu koklar gibi…
İçine çekmektir kokusuyla sevdiğinin yüreğini.
Yüreğini vermektir ya da nefesinle nefesine…
Aşk gözlerin özlemesidir.


O yüzden gözler aramalı; görmek için çareler yaratmalı.
İmkânsızlıklarda imkân bulmalı görmek için.
En güzeli de heyecanla görülmek istendiğini bilmeli.
Çünkü aşk görmektir. Gördükçe daha çok görmeyi istemektir.
Görmeyi sevmektir. Gözlerin birbirini sevmesidir aşk.
Hem baktıkça kaybolduğu gözleri, hem görmeyi sevmektir.
Bilin ki âşıksa gözler; sevgili de kusur aramaz.
Kusurları kaybeder çünkü seven gözler…
Bakınca öyle bakmalı zaten. Sevginin ışığı ile…
Aşkın ışığı ile… Aşk dudaklarda kaybolmaktır.
Sevdiğinin önce dudaklarına sonra ruhuna nefes olmaktır.
Bir saniye öpmek için fırsat kollamaktır.

Fırsat yaratmaktır. En güzeli de fırsatların yetmemesidir aşk.
Aşk; yetmemektir zaten… Sonra eller var ya eller; ah o eller…
Dokundukça can almalı, can vermeliler sevince.
Sevgi vermeliler her dokunuşta.
Dokunmanın kutsallığı; dokunduğu her noktada hissedilmeli.
Sevişmeli eller, sevişmeli… Ellerin sevişmesini yaşamalı illaki aşk.
Çünkü sadece bedenlerin değil, arzu ile sevginin sevişmesidir aşk…
Çılgın sevişmeler; şefkatle dokunmaları saklamalı içinde.
Öyle dokunmalı. Öyle dokunduğunu hissetmeli.
Öyle dokunulmalı… Olacaksa aşk; böyle olmalı…
Aşk çıplak olmaktır. Sözünle, bedeninle çıplaklığı yaşamak, yaşatmaktır. Çırılçıplak olmaktır. Aşk sevişmeyi bilmektir.
Kuru kuru sevişmeler, laf olsun diye tatminler değildir aşk.
Sevişirken seyretmektir. O yüzden karanlık sevişmeler;
yakışmaz aşka. Seyretmek gerek illaki.
Yoksa yarımdır dokunmalar, yarımdır arzular.
Yarımdır; aşkın yoldaşı şehvetler.
Zaten aşk yarımdır o zaman.
Aşk temizliktir. Ruhu kirli, dili kirli olan da olmaz aşk.
O yüzden yalan bulaşmamalı dile; neyse o söylenmeli.
Söylenmeyen, saklanan önemsiz bile olsa aşkı bozar.
Çünkü aşk güvenmektir. Sırtını dayamaktır. Sırtına almaktır.
Aşk umut etmektir. Umutları yaşamaktır. Umutları yaşatmaktır.
Hayalleri umutla beslemektir. Aşk; gerçekleri hayallerin içinde yaşatmayı sever çünkü. Hayalleri; gerçek yapma umutlarıyla…

Aşk kollamaktır, kollandığını bilmektir.
Yalnız kalmayacağına körü körüne inanmaktır.
Herkes yok olduğunda var olmaktır. Yetmektir.
Yettiğini bilmektir. Aşk hissetmektir.
Hissederek yürümektir el ele…
Eli elde, nefesi nefeste saklamaktır; ama bırakmadan.
Aşk unutmaktır. Başka kadınları, başka erkekleri unutmaktır.
Sadakattir yani. Sonuna kadar sadakat…
Her zaman, her yerde ve herkese karşı sadakat…
Laf olsun diye görüşmek, üç beş öylesine mesajlar yetmez.
Adı da aşk olmaz. Aşk; hayatı paylaşmaktır çünkü.
Hayatı paylaşmaktan vazgeçmemektir.
Yüreğine, hayatına cüretkâr olmaktır yani.

Aslaları, imkânsızları yıkarcasına sarılmaktır sevdiğine, seni sevene…
Aşk; işte o zaman aşktır.
Aşk savaşmaktır. Kaybetmemek için savaşmak.
Aşk; uğruna vazgeçilenleri bilmektir.
Kavuşmanın, aşkı doyasıya yaşamanın uğruna; canını ortaya koyabilmektir. Ki zaten olacaksa; böyle olsun aşk.

Velhasıl aşka yakışmak gerek. Aşk; herkese yakışmaz çünkü…
Yürekliysen, yüreğini koyduysan ortaya; işte onu bilir aşk.
Sana yakıştığını anlar. Aşk işte o zaman aşktır.
En güzeli de. Aşk; kavuşmayı bilmektir.
Gittiysen; gelirim diye…
Gittiysen; yüreğini götürmeden…
Dönmektir; sonsuza kadar gitmemek üzere…
Dönmektir aşk için…

Alıntıdır...