5 Kasım 2016 Cumartesi

Kumandanın Aşığı-Pam Jenoff



Orijinal Adı: The Kommandant's Girl
Edisyon Adı: Kumandanın Aşığı
Yazar : Pam Jenoff
Çeviri: Enver Gürsel
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 5/3,91
Puanım :5/4,5



Tanıtımın da önce kapağı sonra da konusu dikkatimi çekti. Uzun zamandır değişik bir  konu arıyordum..Kitabı okumaya başladığımda da yazarın anlatımı dikkatimi çekti. Birincil anlatımları pek sevmem okurken de sıkıntıya girdiğim doğrudur. Birincil anlatım olduğu halde kitap kendini okutturuyor...
Mekan Polonya zaman,İkinci Dünya Savaşı başlangıcı...Ve Naziler..Çalışma kampları,kan,silah,ölüm temalarında yazar zamanın şartların da dışında  bir aşk hikayesi yaratmış...
Başka biri ile evli olan bir yahudi genç kadının trajik hikayesi..


TanıtıM

Aşk için neleri göze alabilirsiniz? 

1939 yazı. On dokuz yaşındaki Yahudi Emma Bau’nun hayatı Nazilerin Polonya’yı işgal etmesiyle bir gecede altüst olur. Üniversite kütüphanesindeki işinden ayrılmak zorunda kalır ve altı haftadır evli olduğu kocası Jacob direniş örgütüne katılmak için kaçar.
Gettodaki ailesinin yanına giden Emma direniş örgütü tarafından gettodan çıkarılır ve sahte bir kimlikle kocasının teyzesinin yanında yaşamaya başlar. Anna Lipowski adında bir Hıristiyan olarak hayatını devam ettirmeye çalışan Emma’nın yaşamı, Nazi komutanı Richwalder’le tanıştığında daha da tehlikeli bir hal alır. Emma’dan etkilenen kumandan ondan sekreteri olmasını ister.
Nazi üssünde çalışmaya başlayan Emma’dan direniş için bilgi toplaması istenir, genç kadın da bunun için her şeyi yapmaya hazırdır. Ama bu görevin evliliğini ve hayatını riske atacağının henüz farkında değildir. Emma, ailesinin, kocasının ve halkının hayatını tehdit eden bu adama âşık olmaya başladığını fark ettiğinde ise iş işten geçmiş olacaktır.  

“Göz kamaştıran bir sadelikle yazılmış, insanın nefesini kesen bir roman. Romantik tarihsel kitapların en iyilerinden.”
Publisher’s Weekly

 “Pam Jenoff hayal dahi edilemeyecek bir durumda yaşayan insanların portresini etkileyici bir şekilde çiziyor.”
Booklist


Emma Almanya'nın Polonya'yı işgali sırasında Yahudi bir kız. ailesi (Yahudiler şehrin geri kalanından gizlenmiş tutuldu) Krakow gettosuna taşındığında o sadece evli ele geçirmiş bulunmaktadır. Kocası Jacop, bir direniş savaşçısı, getto kaçışını düzenler ve onun zengin teyzesi ile yaşaması için gönderir. Ancak Emma'nın kimliğini değiştirmesi özellikle Yahudi olduğunun bilinmemesi gereklidir..Annesinin ölümüne tanık olduğu Lukasz isimli küçük bir çocuğun görünürde ablası olacak Anna ismini alacaktır..Jacops'ın teyzesi Krysia'nın yeğeni rolünde olacaktır...
Krrsia'da direniş örgütü içinde koordineli şekilde çalışmaktadır. 
Anna oradayken verdiği ilk davet de Nazi komutan Richwalder ile tanışır..İkili arasında müthiş bir çekim oluşur. Ondan çok etkilenen komutan Anna'ya sekreteri olmasını teklif eder. İkili arasındaki çekimi kullanmak isteyen Jacop'un teyzesi Krysia meydana gelecek olayların başlangıç fitilini ateşlemiş olur. Anna yani Emma'ya karargaha girerek direniş örgütüne büyük faydaları olabileceğini söyleyerek onu ikna eder..

Ancak Emma için durum o kadar kolay değildir.. Bu Nazi komutana gün geçtikçe daha çok alışıp ısınmaya hoşlanmaya başlar...Onunla savaş olmadığı zamanda karşılaştığında ne olurdu diye sorgular bulur kendini..Ama zaman savaş rüzgarlarının gün geçtikçe daha sert estiği zamandır..
Örgüt ondan gittikçe daha çok şeyleri isterken; o da düşmanına daha çok bağlanmaya başlar...
Zaman savaş zamanıdır..Kan,ölüm kol gezmektedir.. Sivil zamanlarda olmayacak şeyler olabilmektedir...O yüzden okurken ahlaki olarak çok da etik olaylar belki de yaşanmıyor...Ailenizi sevgilinizi herseyinizi kaydedebilirsiniz öyle değil mi?? Savaş zamanın da ayakta kalmak hayatta kalmak en önemlisidir..

Okurken ön yargıları bir kenara bırakarak okumanızı tavsiye ederim..

Kitap iki kitaplık bir serinin ilki devamı var...
Diplomatın Karısı...


Bir an önce onu okumak istiyorum..


Keyifli okumalar dilerim..

23 Ekim 2016 Pazar

Aşk ve Savaşın Şarkısı-Dinah Jefferies

Orijinal Adı :The Tea Planter's Wife
Edisyon Adı : Aşk ve Savaşın Şarkısı 
Yazar : Dinaj Jefferies
Yayınevi: Nemesis Kitap
Çeviri : Meltem Sağlam
Goodreads Puanı : 5/3,77
Puanım : 5/4,5



Tarihi romanları okumayı çok seviyorum. Beni tarihin gizemli yıllarına götürüp o diyarlar da nefes almamı sağlarken adeta o tarihlerde yaşamış gibi oluyorum. 
Bitirmiş olduğum roman bugünün Sri Lankası dünün ise Seylan'ın da .. Roman etkileyici bir atmosferde geçiyor..

Seylan'ın en ünlü ürünü bildiğiniz gibi çay...Çay benim vazgeçilmezlerim arasında olan bir içeceğim adeta..Romanın kadın kahramanı bir İngiliz..Eşi ile Londra'da tanışıyorlar..Ve evleniyorlar..Eşinin yanına bir gemi ile yeni bir hayata yelken açıyor..


Sevdiği erkek için şimdiye kadar yaşadığı bildiği hayatı arkasında bırakarak vatanından kilometrelerce uzaklıkta Seylan'a gidiyor..

Evlendiği erkek Laurence Hooper Seylan'da büyük bir çay üreticisidir..Gwendolyn Laurence ile evlendiğinde kendisini çok heyecanlı bir yeni hayatın beklediğinden emindi.. Yolculuğu sırasında egzotik bir erkek Savi Ravasinghe ile tanışır...


Bu adam ileride hayatında çok etki edecek bir olaya sebep olacaktır..

Ancak Kocası yolculuğu bittikten sonra limanda onu karşılamadığı gibi kendisini geri çekmiş adeta soğuk davranmaktadır.


Gwen'in acemiliği,gençliği,ev hayatındaki sorumluluklar,farklı kültürlerin etkisi ve eşinin şımarık ve kaprisli kız kardeşi Verity sayesinde de çevresindeki insanlar ve kendisi ile çatışma içine girer..
Kocası ile kısa bir ilişki yaşayan Amerikalı küstah Christina da işini zorlaştırıyor elbet..
Onu sayesinde kıskançlıktan azap çektiği gibi,tecrübesizlikten,kayıp korkusundan yıkıcı kararlar almak zorunda da kalacaktır..


Roman da dönemin farklı kültürleri.siyasi huzursuzluk ve ırksal ön yargıları yazar çok güzel işlemiş..
1929 yılında meydana gelen Ekonomik Buhran,Seylan'da ki siyasi olayların temasında çok etkileyici bir roman yazmış yazar..


İsminden belki bir aşk romanı sanmanız büyük olasılık ama romanı okudukça büyük bir yanılgıya düştüğünüzü anlayacaksınız.
Roman da aşkın yanın da anne ve baba olmanın etkisi,aile olmanın sorumluluğu,aile sırları ana tema aslında..


Bir de egzotik bir ülke de konunun işlenmesi romanı daha da güzelleştiriyor..Bazı bölümlerini okumak benim için çok zor oldu. Çok etkilendim..Bir annenin yaşamasını asla dileyemediğim türde idi olayları yaşamak ..Gwen için çok yıkıcı oldu..


Ama hayat devam ediyordu..

Kitabın kapağını çok beğendim. 
Özellikle ciltli olması çok hoşuma gitti. çeviride sıkıntım duyumsamak kelimesi adeta zorla hikayeye monte edilmiş idi. Olmamış..


Hikayenin ilk 110 kusur sayfası benim için okuması biraz sıkıcı oldusa da sonradan kitap açıldı..
,Okumaya doyamadığım bir tat aldım..
Tarihsel kurgu romanlarını seviyorsanız tavsiyemdir..


16 Ekim 2016 Pazar

Mucize - James Pattrerson


Orijinal Adı: Sundays at Tiffany's
Edisyon Adı: Mucize 
Yazar: James Patterson & Gabrielle Charbonnet 
Çeviri:Ali İhsan Tokaç
Yayınevi: Nemesis Kitap



Yazarı daha önce Balayı kitabını okuyup beğenmiştim.Mucize kitabının konusu bana ilginç geldiği için denemek istedim.Özellikle gizem ve fantastik konulu hikayeleri çok severim ama bu  türü oldukça da ihmal ettiğimin farkındayım. O yüzden bu kitabı okumak istedim.
Konu biraz Meg Ryan ve Nicholas Cage'in Melek filmini de anımsatıyordu. Ama burada konu daha değişikti elbette.


Burada baş kahraman 8 yaşındaki bir yalnız bir kız çocuğu Jane Margaux, Anne ve babasının ona ayıracak vakti yoktur..
yalnız bir kız çocuğunun hayali bir arkadaşı ile doğum gününü kutladığı sahne ile başlıyor hikayemiz..Hayali arkadaşlar ise unutmak içindir. Bu hayali arkadaş Michael..Görevi çocukların hayali arkadaşı olmak.
Bu akşamdan sonra Michael'i Jane bir daha göremeyecektir. Unutacaktır.
Ama bir saniye...


Bu hayali arkadaşını Jane 30 yaşında yetişkin bir genç kadın olduğunda da unutamaz...
Aradan yıllar yıllar geçer..
Jane yetiştin bir genç kadın olmuştur ama değişen bir şey olmamıştır..
Yine yalnızdır..Sevgilisi ile arası pek de iyi değildir.Annesi ise onu kendi istekleri doğrultusunda yönetmeye çalışmakta küçümsemektedir. Kısaca Jane için işler yolunda gitmemekte bir trlü unutamadığı Michael'i çok özlemektedir.

Michael ise yeni bir görev beklerken kendini New York'ta
 bulmuş şehirde yürüyüş yaparken ayakları Jane'in bulunduğu yere sürüklemiştir..Onu parkta yürüyüş yaparken görür....


Ve yolları Michael bir cafe de kesişir. Jane'nin onu tanımasına çok şaşırmıştır. Burada bir şeyler sıra dışı gitmektedir çünkü Jane'nin onu unutmuş olması gerekmektedir...
Olukça ilgi çekici ve okunması kolay akıcı bir romandı..Hikaye çok hoşuma gitti.Yazarın kurgusunda ve kaleminin sadeliğinde Marc Levy'ide hissettirdi bana..


Değişik bir roman okumak istiyorsanız tavsiyemdir..


8 Ekim 2016 Cumartesi

Elveda Güzel Vatanım-Ahmet Ümit



Orijinal Adı: Elveda Güzel Vatanım
Yazar :  Ahmet Ümit
Yayınevi: Everest Yayınları
Goodreads Puanı: 5/4,03
Puanım :5/2



 Merhabalarr..

Uzun zamandır blogda yoktum...
Aslında yokluğumda epeyce kitap okumuştum ama bulunduğum yerde internet sınırlı olunca blogda bulunamadım...
Ama çok kitap okudum...
Sırası geldiğinde onlar ile ilgili geçişli yorumlar yapacağım...
Şimdi yeni okuduğum ,daha doğrusu okumaya çalıştığım Elveda Güzel Vatanım ile dönüş yapıyoru mm.
Ömrümde ilk defa bir kitap elimde 10 gün süründü..
Siz buna ruhsal durum ile ilgili olduğunu bende kitabın şansız olduğunu düşünsem de bir türlü ilerlemeyen bir kitap ile karşılaştım..


Aslında üç yıldızdan düşük puan verdiğim kitapları yorumlamam kararında idim.Ancak bu kitabı çok büyük umutlar ile okumaya karar vermiştim. Daha önce okumayı planlıyordum olmadı..
Okumadan önce Atatürk'çü kesimin incindiğini gördüğüm yorumlarda içime bir kurt düşmüştü.
Kitap kurgu olarak çok başarılı olabilirdi. 

Romanın baş kahramanı Şehsuvar Sami denen İttihat Terakki'ye üye olan bir yazarın ayrıldığı sevgilisi Ester'e  yazdığı mektuplardan oluşuyordu.
Mektuplar şeklinde olan bu anlatım bence kitabın kurgusunu kötü etkilemiş.
Roman sıkıcı olmuş..

Yine de bu dönemi aydınlatıcı bir roman olmuş.
Zira merak ettiğim bir dönem idi..31 Mart Vakası Abdülhamitin düşüşü,İkinci Meşrutiyet İlanı,Trablusgarb ,Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşının başlangıcı....Ermeni Tehciri..Yönetimdeki yöneticilerin öngörüsüzlüğü ile ülkeyi yönetmeye çalışmaları. 
Çok çok zor bir dönem...
Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemi ve İttihat Terakki Cemiyetinin üçlüsü Enver,Talat,Cemal beylerin kendi aralarındaki çekişmeleri,,
Osmanlı  çöküşünden,yeni Cumhuriyet rejimine geçis sancıları anlatılıyor..
Yazarın  anlatımı ayrıntılı ama tarihi yorumu bence yanlı olmuş..
Okunması gereken bir kitap olduğu için sabırla bitmesini bekledim..
.Zaman zaman günümüzü ve politikacılarını anımsatan sahneler vardı ...
Hikayedeki kahramanın mi? Yazarın mi? 
Olduğunu çözemediğim bir Mustafa Kemal takıntısı var gibi geldi bana ....
Ermeni tehcir olayında atıf yapmaktan kaçamadı..
Birde bu olayların bizden tarafı olanı da isleseydi tarafsız olsaydı ..Yazar tarafsız olmalı idi..
Kendi bakış açısından isleyince Ermeni meselesini tarafsız isleyemedi bence..
Enver paşanın ülkeyi nasıl felakete sürüklediği ise ibret verici idi.
Yine de faydalı bir kitap ....
Ama benim Cumhuriyete olan sevdamı Atatürk sevgimi inciten bir kitap olmuş...
Olmamış..
Kurtuluş savaşı dönemini de işleyen bir kitabı nasıl yapacağını merak ediyorum ...



Dürüst insanların neden yalana ihtiyaç duymadıklarını o anda fark ettim. Çünkü onlar inandıkları gibi hareket ediyorlar. Çünkü onların kendi doğruları vardı ve kimse onları bunun dışına çıkaramazdı.

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Son Zamanlarda Okuduklarım..





Merhabalar bu ara tatilde olduğum,bulunduğum yerde de sınırlı internet olduğu için oluduğum kitapları pek yorumlayamadım.
Maalesef internetimin sınırlı olduğu günler hala daha devam ediyor olduğu için okuduğum kitapları kısaca değineceğim..
Bu yaz uzun zamandır okumayı düşündüğüm yazar Jill Shalvis'in dört kitabını okudum..İlk okuduğum Beni Yeniden Sev'i biraz vasat buldum. Beni hayal kırıklığına da uğrattı diyebilirim..Tamam sevimli bir kasaba ve ikinci şans hikayesi idi ama beni çok mutlu etmediğini belirtmek isterim.


Ancak yazarın ünlü Şanslı Liman Serisinin bende olan kitaplarını arka arkaya okuyarak kendime bir nevi ziyafet çektiğimi belirtmek isterim..Şanslı Liman serisini bu kadar geç okuduğum için kendime çok kızgınım..
Yazar öncelikle üç kız kardeşin hikayesini yazmış..Serinin ilk üç kitabı babaları ayrı anneleri bir kız kardeşlerin kendilerine özgü hikayeleri vardır Maddy,Tara ve Chloe'ye miras düşen Şanslı Liman Otelini satıp kendi hayatlarına dönmeyi düşünüyorlardı. Ancak Maddy'nin düşüncesi farklı idi o oteli restore ettirip işletme düşüncesinde idi..Zira geri döneceği ne işi ne de sevgilisi vardı...
Tara'nın durumu farklı idi o yıllar önce yaptığı gençlik hatası yüzünden kontrol hastası haline gelmişti. Kısa bir süreliğine geldiği kasabada geçmişi ile yüzleşecek ikinci bir şansta elde edebilecekken aynı anda iki erkeğin arasında kalacaktı...
Üçüncü hikayemiz de ise en küçük kardeş anneleri Phobe ile yaşayan tek çocuk olan Chloe'nin hikayesi vardı. En sevdiğim kitap da bu hikaye idi. Astım hastası maceracı genç kızımızın mutluluğu bulma hikayesi..
Bu üç kız kardeşin aşık olduğu erkeklerde yakın arkadaşlar ve kasabanın yaşayanları idi.. Jax avukat, Ford sörfçü,Sawyer kasabanın şerifi idi...
Seriye devam edeceğim diğer kitapları da edineceğim...

Gelelim Marc Lavy'nin kitabına..
Yazarı çok seviyorum. Anlatımı çok sade akıcı...Korkudan Güçlü Duygu yazarın aksiyon dolu kitaplarından. Yıllar önce vatan hainliği ile suçlanan büyük annesini temize çıkarmak için araştırma yapan Suzie'nin yolu araştırması gazeteci Andrew Stilman ile çakışır. Suzie'ye yardım edebilecek tek kişi de odur. Karısı ile yaşadığı ayrılığın etkilerinden kurtulamayan Andrew'in bir şekilde kendisine yardım etmeye ikna eder..
Ve yaptıkları araştırmalarda gizli servislerin dikkatini çekerler..Büyük bir kovalamaca başlar...Olayı araştırmalarını istemeyen gizli şebeke elemanları Suzie'nin hayatına hiç ummadığı kişiler olarak girmişlerdir. Andrew ise araştırmacı gazetecinin yaptıklarının fazlasını yapar..Hayatını ortaya koyarken alkol ile mücadelesini sürdürürken mesleğinin eski başarılı günlerine dönme arzusundadır..
Tavsiyemdir..

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Zümrüt Şelaleri-Kimberley Freeman




Orijinal Adı : Evergreen Falls
Edisyon Adı: Zümrüt Şelaleri
Yazar: Kimberley Freeman
Çeviri : Duygu Parsadan
Yayınevi : Arkadya Yayınları
Goodreads Puanı : 5/3,87
Puanım:5/4,5

Kimberley Freeman'ı rastlantı sonucu keşfetmiştim. Ülkemizde çıkan tüm kitaplarını okudum yazarın kalemini çok beğeniyorum.Biraz Sarah Jio'yı biraz kate Morton'u anımsatsa da onlardan daha çok sevdiğim bir yazar..Nedense Kimberley Freeman'ı kendime daha yakın hissettim.


Ancak Sarah Jio'nun bazı kitaplarını hala okumadığım içim erken karar vermiş olabilirim diye de düşünmüyor değilim.Kate Morton'u ise çok yakında okumayı amaçlıyorum..Zira sıramda..


 Zümrüt Şelaleri kitabına gelirsek;
Yazar yine kurgusunu iki zamanlı olarak kurgulamış.


.İki kadın kahramanı var.
1926 Yılındaki kahramanımız Violet Armstrong,
2014 Yılındaki kahramanımız ise;
Lauren Beck..

Lauren Beck otuz yaşında,ama annesi tarafından güvende tutulmak adına hayatı kısıtlanmış ağabeyini yeni kaybetmiş sıradan bir genç kadın ama hayatının dizginlerini ele almaya çalışmaktadır.
Ağabeyinin hastalığı  ölümü aileyi büyük sıkıntalara sokmuş Lauren'de payını almıştır..


Hayalini kurduğu kendi ayakları üstünde durmak için Blue Montains cafe'de iş bulur. Bu cafe eski Zümrüt Şelaleri otelininin karşısındadır..Otel tedilattadır.Tadilat ve restorasyonu ile ilgilenen Danimarka'lı mimar Thomas ile kafeteryada tanışıp arkadaş olurlar. 
Bu ara da Lauren'in merakı ve tesadüfler sonucunda otelde tutkulu aşk mektupları bulurlar..
Mektuplar 1926 yılında yaşanmış tutku dolu aşktan kesitler vermektedir..
Mektuplardan Thomas'a da bahsedince ikisi bir den araştırmaya başlarlar..Ancak Thomas'ın başka şehre bir süreliğine gitmesi gerektiğinden araştırmayı Lauren yapmak durumundadır..


Yazar iki zaman dilimindeki hikayeyi paralel işlemiş..Okunması zevkli bir romandı..Biraz Kate Morton'ın sır dolu kitaplarına benziyorsa da bu hikaye de sırları tahmin edilebilir olarak buldum...
Geçmişteki hikayedeki kadın kahramanı çok beğendim. Violet ile Sam arasındaki aşk çok güzel ama imkansız bir aşk idi. Sadece statü farkından değil elbette;erkek kahraman Sam'ın zayıf karakterli olması madde bağımlı olması iticiydi...

Ancak Sam'in ablası Flora'yı tüm karakterlerden daha çok beğendim...Kardeşine sahip çıkması,saflığı çok hoşuma gitti.
Daha fazla bahsedip okuma zevkinizi bozmak istemiyorum. Ancak kitabı okurken su gibi akıp gittiğini söylemeliyim..


Yani, sonunda, kitap, iyi, tahmin edilebilir olduğu için yarım puanı kırdım .Yine de keyifli bir okuma oldu...Tavsiye ederim..

3 Temmuz 2016 Pazar

Kalbin Gölgesi -Elizabeth Hoyt




Orijinal Adı :Thief of Shadows 
Edisyon Adı : Kalbin Gölgesi
Yazar: Elizabeyh Hoyt
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Nalan Yüce
Goodreads Puanı : 5/4,10
Puanım:5/4


Kalbin Gölgesi güzel bir Hoyt romanıydı Severek okudumsa da hikaye de bir şeyler yüzeysel gibiydi.
Serinin dördüncü kitabında St.Giles Hayaletinin hikayesi vardı.
Konunun daha heyecanlı olacağını düşünmüştüm ama maalesef değildi.Romans olarak güzeldi .
Zengin ve güzel dul asilzade Lady İsabel Beckinhall ve Yetimhane müdürü Winter Makepeace'nin macerası tutku dolu idi..


Görünüşte sıra dışı olan bu çift 💑 oldukça uyumlu ve duygusal bir ilişki yaşarken , Bir yandan Winter kız çocuklarını ölümüne çalıştıran asilzadenin peşine düşer.
Yetimhane de işler karışır.Yetimhanenin kurucu hanımları evlenip kendi hayatlarına daldıktan sonra;yetimhaneyi hakkı ile asilzadelerin arasında temsil edebilecek bir müdür arayışına girerler..


Lady İsabel ve diğer üyelerden bir kaçı şiddetle karşı çıkarak Winter'i eğitebileceğini sosyal beceriler kazandırabileceğini on görerek Winter Makepeace'in Lady İsabel'in eğitmesine karar verirler...


Bu arada bir asilzade de öldürülür.Bu cinayeti St.Giles Hayaletinin yaptığı düşünülürken gerçek başkadır..
Bu eğitimde ise Lady İsabel ve Winter arasında olağanüstü bir çekim oluşur..
İsabel kocasını kaybetmiş o öldükten sonra bir kaç gönül macerasına girişmiş bir dul kadındır..Çocuğu tüm çabalarına rağmen olmamış ve kocasının gayri meşru çocuğunun bakımını üstlenmiş bu ruhuna kadınlık gururuna darbe üstüne darbe yapmıştır..


Bir daha evlenmeye aile kurmaya hiç niyetli değildir..
Winter'in gençliği içindeki savaşçı ruhu onu çok etkiler..
Her şey macera diye başlar.....


Aslında çok daha iyi bir macera aşk ve tutku romanı olabilirdi.. Ama çok ağır ilerledi hikaye..Ortalarda istediğim gibi açıldı..
Serinin 5.Kitabı yeni St.Giles Hayaleti üzerine olacak ve bu romanda ölen Aristokratın hamile sevgilisi ile olacakmış..
Yazar serinin 12.Kitabını 2017 yılında çıkarıyor ve biz hala 4. kitabı henüz okuduk..Ne yazık ki....


Maiden Lane
1. Wicked Intentions (2010)Şeytani Arzular
2. Notorious Pleasures (2011) Doyumsuz Zevkler
3. Scandalous Desires (2011) Saklı Şehvet
4. Thief of Shadows (2012)Kalbin Gölgesi
5. Lord of Darkness (2013)
6. Duke of Midnight (2013)
7. Darling Beast (2014)
8. Dearest Rogue (2015)
9. Sweetest Scoundrel (2015)
10. Duke of Sin (2016)
11. Duke of Pleasure (2016)
12. Duke of Desire (2017)





23 Haziran 2016 Perşembe

Kanun Adamı-Kristen Ashley

Orijinal Adı: Law Man
Edisyon Adı: Kanun Adamı
Yayınevi : Dex Yayınları
Çeviri : Belgin Selen Haktanır
Goodreads Puanı: 5/4,34
Puanım :5/5







Sonunda Dex Yayınevi Rüya Adamlar serisinin üçüncü kitabı Kanun Adamı'nı yayımladı. Önce kağıt kalitesinden bahsetmek istiyorum..
Dex yayınları bu güzelim kitapları bu kadar ince kağıda layık görmesine fena canım sıkıldı. Zira o fiyata daha iyi bir kağıdı hak ediyordu diye düşünüyorum.Genel olarak romanın çevirisi fena değildi bence. En azından okurken sıkılmadan hoşça vakit geçirten stres atabileceğiniz romanlardan idi.Serinin ilk kitabı Gizemli Adam bence serinin en iyi idi..


Bu romanın sonunda serinin diğer kahramanlarını da görmek güzeldi .Gwen,Tess,Calep yani Hawk ve Brock..
Hikaye başlarda Mara'nın musluğunun bozulması ve Mitch'in ona yardım etmesi ile başlıyor...Mara'nın suyunu vanadan kapatmayı bilmediğini öğrenmiş oluyoruz ..:)
İki tarafta birbirlerinden ölesiye hoşlanıyor..Mitch Mara'ya yaklaşabilmek için tam tamına dört yıl beklemiş..Çok sevimli idi ama.


Mara'nın çekingenliği ise buna büyük bir neden...
Mara'nın annesi ve teyzesini tanıyınca kızcağıza hak verdim doğrusu..Bir de uyuşturucu bağımlısı,alkolik ve uyuşturucu satıcısı kuzeni Billy..Mara'nın başı en çok omun yüzünden başı belaya giriyor aslında..Ama Billy'nin iki küçük çocuğu var ..Ayrı annelerden. Biri kız Billie diğeri oğlan Billy


Çocuklar korkunç durumda. Açlıktan sefaletten bakımsızlıktan acınacak durumdalar.
Mara onlara kol kanat germek istiyor.Ona en büyük destek dedektif Mitch Lawson'dan geliyor..
O kadar güzel sahipleniyor ki Mara ve çocukları..Bayıldım..
Ama Mara'nın teyzesi ve annesi bu işten büyük çıkarlar,faydalar elde etmek peşindeler..
Mara'nın bu kadar kendine güvensiz olmasında en büyük pay annesinin..Tanrım...Böyle bir anne olduktan sonra düşmana hiç mi hiç gerek yok...
Neyse roman baştan sona kadar Mirtch'in süper bir şekilde sevdiği kadını kollayıp gözetip,sevmesi,çocukları ailesi olarak benimsemesi..Müthiş bir şeydi..
Ama Mara'nın çekingenliği,kendine güvensizliği beni bazen sinir etse de..Güzel bir hikaye idi..
Romanın sonuna doğru rüya erkeklerimiz Hawk ve Brock da ortaya çıkıyor...
Serinin son kahramanı Tack'da..


Severek okuduğum bir romandı ancak bazı yerlerde gereksiz uzatmalar var gibi geldi bana. Favorim Hawk'ın olduğu kitap olan Gizemli Adam.Yazarın anlatımına bayılıyorum arada serpiştirdiği argo kelimeler de tam kıvamında idi. Ne gereksiz sertlik ne de fazla erotizm vardı. 
Yazarı favorilerime aldım bile. Şimdi serinin son kitabı olan Motosikletli Adam'ı merak ediyorum umarım arasını fazla açmadan onu da hemen yayımlarlar..



Dream Man
1. Mystery Man (2012) Gizemli Adam
2. Wild Man (2011) Vahşi Adam
3. Law Man (2012) Kanun Adamı 
4. Motorcycle Man (2012)



20 Haziran 2016 Pazartesi

Sonbahar Kokusu-Brenda Novak


Orijinal Adı: When Lightning Strikes
Edisyon Adı:  Sonbahar Kokusu
Yazar: Brenda Novak
Alt Başlık: Whiskey Creek Serisi 1 
Çevirmen: Ilgın Yıldız 
Yayınevi: Martı Yayınları
Goodreads Puanı : 5/3,99
Puanım :5/5




Tanıtım 

Bazen gerçek bir hayat yaşamak için iyi rol yapmak gerekir.

Kadınların gözdesi, ünlü Hollywood yıldızı Simon O'Neal’ın kariyeri alkol ve eğlence dünyasına olan düşkünlüğü yüzünden tehlikeye girmiştir. Diğer yandan eski karısı, oğlunu ona göstermemektedir ve önünde zorlu bir velayet davası vardır.

Simon’ı bu karışıklığın içinden kurtarabilecek tek kadın, kendisinin de müşterisi olduğu halkla ilişkiler şirketinin sahibi Gail DeMarco’dur. Cinsel taciz dedikodusuyla sarpa saran ilişkileri, ani bir kararla profesyonel bir evliliğe dönüşür. Dışarıya verecekleri doğru imaj Gail’in şirketini, Simon’ın da kariyerini ve oğluyla olan ilişkisini kurtaracaktır.

Simon üst üste yaşadığı çalkantılara yenik düşüp kendine zarar verme noktasına geldiğinde, Gail onu ailesinin evine kaçırmaya karar verir ve ikili gözlerden uzak bir beraberlik yaşamaya başlar. Gail ile Simon’ın bir sonbahar zamanı yapraklarını dökme ve birbirlerini yeniden
keşfetme vaktidir.

“Bugün alınacaklar listenize Sonbahar Kokusu’nu mutlaka eklemelisiniz.”
-Romance Readers Connection -

“Brenda Novak’ın şık komploları muhteşem bir okuma vaat ediyor.”
-Publishers Weekly -

“Merak uyandıran karakterleri sürükleyici bir macerayla buluşturan bir roman.”
-Carla Neggers -

“İyi bir kalemi olan Brenda Novak’ın yazdığı her kitap okunur.”
-Reader to Reader Reviews -
(Tanıtım Bülteni)



Ünlü efsanevi Hollywood yıldızı Simon O'neal son dönemlerde zor günler geçirmekte resmen gitgide dibe batmakta bir yıl önce olaylı bir şekilde boşandığı karısı ile arasında savaş haline gelen bir velayet davası da bulunmaktadır.
Eski eşi Bella; Simon için uzaklaştırma çıkararak oğlu Ty'i görmesini engellemektedir.Simon deyim yerinde ise hızlı bir çöküşe geçmiş son olayında Halk ile ilişkilerinden sorumlu olan Gail De Marco karşı karşıya getirmiştir.
Bu olay da Gail'in kariyeri tehlikeye girmiş,Simon'ın ise hayatı.
Simon'ın mesleği,hayatı herşeyini,oğlunu kaybetme riski altındadır.
Simon'un menejeri İan ile birlikte anlaşmalı bir evlilik ile bu tehlikeli dönemi atlatabileceklerine karar verirler.


Gail ise babası ile olan ilişkisi bozulmaması ve Simon'ı kocası olarak kabul ettirebilmesi nedeni ile doğup büyüdüğü kasaba Wishkey Creek'e gidip evliliklerinin ilk aylarını orada geçirmelerini teklif eder. Simon ile evlenebilmesi için şartlarından biri de evliliklerinin kağıt üzerinde kalması gerektiğidir..


Evliliklerinin gerçek olması  onun kalbi için tehlikelidir. 
Yaşadığı dünyanın yapaylığına sahteliğine alışmış olan Simon;
Gail'in dürüstlüğü,sadeliği ilkeleri karşısında ki tavırlarına masumluğuna hayran olmuştur.
İkisi de birbirlerinden etkilenmekte ancak şartlar onları zorlamaktadır..
Evlilikleri oldukça zor şartlarda başlamıştır..


İki tarafta hayal kurmayı kendine adeta yasaklamıştır.
Kasaba atmosferlerini ikinci şans hikayelerini seviyorsanız bu hikaye tam da size göre...
Bence bir deneyin..
Biraz araştırma yaptığımda tam 10 kitaplık bir seri olduğunu öğrendiğim Whiskey Creek serisinin ikinci romanını da çok vakit geçmden okumak istiyorum..Yayınevinin bir an önce ikinci kitabı çıkarmasını diliyorum..



Whiskey Creek Series 
1. When Lightning Strikes (2012) Sonbahar Kokusu
2. When Snow Falls (2012)
3. When Summer Comes (2013)
4. Home to Whiskey Creek (2013)
5. Take Me Home for Christmas (2013)
6. Come Home to Me (2014)
7. The Heart of Christmas (2014)
8. This Heart of Mine (2015)
9. A Winter Wedding (2015)
10. Discovering You (2016)