12 Temmuz 2011 Salı

Bir Aşk Masalı*****Elizabeth Hoyt

Elizabeth Hoyt'un Pren serisini üçüncü kitabı idi.
1-Kuzguni Prens
2-Leopar Prens
3-Yılan Prens

Bu serinin şu kitabı daha güzel demiyorum çünkü tüm kitaplar birbirini tamamlıyor..Her biri birbirinden güzel bir şekilde hikayelendirilmiş bu öyküler 1760 yılında geçiyorlar..

Serinin 3. kitabına geldiğimizde ise Kuzguni Prensimz Kont Edward Dee Raaf Anna Warren ile Leopar Prensimiz olan Harry Pye ise soylu bir kadın olan Leydi Georgina Maitland ile evlenmiş bulunuyorlardı..

Simon İddesleigh soylu bir aileden geliyordu abisi Vikont Ethan İddesleigh düşmanları tarafından çok trajik bir şekilde öldürülmüştü..O sırada Simon yurtdışındaydı..
Yurda döndükten sonra yengesinin namusunun bir iftira ile hemde yeğeninin babasının kendisi olduğu dedikoduları ile alçakça lekelendiğini duyduğunda ağabeyinin katillerini bulup öldürmeye yemin etti..
Bu katillerin dört kişi olduklarını tespit etmişti ama bir de daha tespite edemediği ve ağabeyinin ölümünü iğrenç bir şekilde organize eden Sir Rupert'ı tespit edememişti.
Sir Rupert beraber Ethan'a tuzak kurdukları arkadaşlarınoın teker teker Simon tarafından öldürülmeye başlandığını görünce tekrar kolları sıvayıp Simon'u ortadan kaldırmaya karar verir.Hemen bunu uygulamaya koyarak Simon'a tuzak kurarlar..Onu öldüresiye dövdürüp bıçaklatırlar..Simon'un öldüğünden emindirler..
Ama olaylar sandıkları gibi gelişmemiştir.Simon'ı Lucy Craddock-Hayes isimli bir taşrada yaşayan bir genç kız tarafından ölmek üzere iken bulunur.Lucy eski bir denizci olan babsı ile taşrada yaşayan herhangi bir genç kızdır..En baştan beri babası Simon'ı eve almak istemesede genç kızı kıramayıp evde tedavi olmasına razı olmuştur..Genç adamın durumu oldukça ağır da olsa;güçlü bünyesi ile toparlanmaya başlar..Bu tedavi süreci içinde Hem Lucy Hem de Simon birbirlerinden etkilenmeye başlarlar..

Simon şimdiye kadar masum bir genç kız ile hiç bir şekilde ilgisi olmamıştır..Bu sebeple Lucy'i kendine gelirken Melek sandığı için olsa gerek hep Melek olarak hitap eder.
Lucy ise o dönem için evlenmek için evde kalmış kız adayıdır.Yıllardan beri köyün papazı ile flört ediyor yıllardır onun evlenme teklifi yapmasını bekliyordu..
İkiside birbirlerinin hayatlarına girdikleri andan itibaren hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını tabii ki bilmiyordu..Ama olaylar hızlı bir şekilde gelişiyordu..Simon orada kalmaya devam ederse Lucy'nin kanına gireceğinin farkında olsa da ondan ayrılmak istemiyordu..
Lucy ise yıllardan beri uyumakta olduğu kış uykusundan yeni uyanmış gibi idi bu erkek ile karşılaştıktan sonra almayı umduğu evlenme teklifinin pek de önemi kalmadığını farketmişti.
Hiç ummadıkları anda Simon'un düşmanları tarafından yapılan bir saldırı Simon'a oradan ayrılmasının zamanı geldiğini hatırlatmaya yetmişti.İkiside ayrılırken birbirlerine sevdiklerini söylemediler..Lucy hayatına devam etmeye ama köy papazı ile evlenmemeğe karar vererek yaptı..Çünkü o beklediği tekil gelmiş Lucy ise redetmişti..
Simon ise düşmanlarından bir tanesini daha kıstırıp 3.düşmanın da düelloda ölsürürken ölümden reğet olarak geçerken canlı kurtulursa Lucy'e gideceğine kendi kendine söz verip onu öpeceğini adeta yemin etmişti..
Düellodan sonra Simon Lucy'nin hiç ummadığı anda karşısına dikilp diz çökerek yaptığı evlenme teklifi çok romantik idi.
Lucy ise aşık olduğu bu adamın teklifini neye malolursa olsun kabul etti..Evlilik hazırlıklarına başladılarsada Lucy Simon hakkında öğrendikleri ve Simon'ın hareketlerinden sonra kilem düşşsede onunla evlenirler. Bu arada Simon'ı intikam almaktan vazgeçirmeye çalışsada bu son düşmanı öldürürken öğrendiği 5.düşman ve elebaşına kadar başarılı olamaz..
Bir yandan kocasına olan aşkı ve kocasının yaptıklkarını tasvip etmemsesi ahlaki değerler arasında gel gitlerle çok acı çeker.Simon ise karısına olan büyük aşkı ve intikam hırsı arasında büyük çalkantılar yaşar..
İşte bu çalkantılar ile aşkları ve evliliklerinin büyük bir sınavdan geçeceğinin farkına varırlar..Lucy sonunda isyan ederek onu terketse de kocasını özlemine daha fazla dayanamadan evine tekrar dönmeye karar veriri..Simon ise düşmaını tespit ettikten sonra onun 5-6 aydır yeni dostluk kurduğu ve düellolarında ona eşlik eden Christian'ın babası olduğunu öğrendiği düşmanı Sir Rupert'ın yaşlı ve çok kolay yanabileceiği bir rakip olmasından rahatsız olsada on u öldürmeye çok kararlıdır.Christian babasının yaptığı alçaklıkları tasvip etmese ve onun yaptıklarının cezasını çekmesinin gerektiğini düşünsede
yine de babası olduğunu ailesinin mahvolmaması için Simon'ı kışkırtarak,tehdite ederek.en kötüsü Lucy'nin namusunu kirleteceğini söyleyerek onun ile düelloya girmesinin sağlar..
Şimdiye kadar düellolarında şahitlik yapan Christian yerine şahitliği Kuzguni Prens'imiz Edward yapar.
Evet arkadaşlar romanını hemem hemen hepsini anlattım gibi..Elizabeth Hoyt bu üç romanı ile en beğendğim yazarların arasına girdi..Hikaye oldukça dokunaklu idi..İntikam peşindeki bir asilzade ile köylü masum bir güzel kızın güzel bir aşk hikayesi idi.Kurgulama karakterler çok iyi idi.Romantik sahneler,özellikle evlenme teklifi ve düellodan döndükten sonra karısına içten yakarışı yürke parçalaıyıcı idi..
Şiddetle tavsiye ederim.Bu üç romanın üçüde bende birbirinden güzel ve tamamlayıcı idi.Bunu ondan daha çok sevdim diyemem gerçekten birbirlerini tamamlıyorlar..