30 Nisan 2013 Salı

Cehennem-Linda Howard




Linda Howard-Cehennem'den bir alıntı :

Bir kadınla bir adam polis kordonunun gerisinde durmuş, yangını izliyorlardı. “Lanet olsun,” dedi kadın aksi bir sesle. Kadının adı Elyn Campbell’di, Ansara klanının en güçlü Ateş Ustasıydı, elbette Dranir’den sonra.
Dante Raintree hakkında bildiklerini ateş hakkında bildikleriyle bir araya getirmiş, güçlü birkaç büyünün de yardımıyla Raintree Dranir’i ortadan kaldıracak bir plan yapmıştı ama plan başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
“Haklısın.” Ruben McWilliams da üzüntüyle başını salladı. Tüm planlamaları, ince hesaplamaları kelime anlamıyla, duman olup uçmuştu. “Neden işe yaramadı dersin?”
“Bilmiyorum. Raintree’nin o kadar güçlü olduğunu zannetmiyorum. Kimse, hatta bir Dranir bile bu kadar güçlü olamaz, ölmesi gerekirdi.”
“Demek ki gelmiş geçmiş en güçlü ya da en şanslı Dranir’le karşı karşıyayız.”
“Belki de tahminimizden daha çabuk kaçmıştır. Durup ateşi kontrol etmeye çalışmak yerine bir deliğe saklanmıştır.”
Ruben içini çekti. “Belki. Onu ne zaman dışarı çıkardıklarını göremedim, ben onu fark edene kadar bir yerlerde beklemiş olabilir. Görüş alanımda itfaiye araçları vardı ve çok kalabalıktı.”
Elyn yıldızlı gökyüzüne baktı. “Öyleyse iki muhtemel senaryomuz var. Birincisi, bu adam korkak bir tavuk gibi kaçtı. İkincisi ve korkarım ki bu daha kuvvetli bir ihtimal; Dranir düşündüğümüzden daha güçlü. Cael bundan hiç hoşlanmayacak.”
Ruben tekrar içini çekti. “Sanırım daha fazla erteleyemeyiz, arayıp haber vermemiz gerek.” Cebinden telefonunu çıkardı ama kadın onun kolunu tuttu.
“Cep telefonunu kullanma, güvenli değil. Otele dönene kadar bekle, oradan ararız.”
“İyi fikir.” Cael Ansara’yı ne kadar geç ararsa o kadar iyiydi. Cael, Ruben’in anne tarafından kuzeniydi ama akraba olmaları bu piçin ona müsamaha göstereceği anlamına gelmezdi. Ruben, piç lafını hem gerçek hem de mecâzi anlamda geçirmişti aklından. Dranir’e karşı Cael’le işbirliği yapması çok da akıllıca bir iş olmayabilirdi aslında. Ansara’nın iki yüz yıllık yeniden toparlanma sürecinin ardından artık yeterince güçlendiği ve Raintreeler’i yok edebilecekleri konusunda Cael’e katılmıştı ama yanılıyor olabilirdi. Cael yanlış düşünüyor olabilirdi.
Cael’in, ilk ihtimalin doğru olduğunu, yani Dante Raintree’nin korkaklık ederek olay yerinden kaçtığını düşüneceğini biliyordu. Raintree’nin onun sandığından daha güçlü olduğu ihtimalini kesinlikle dikkate almayacaktı. Ama ya Raintree gerçekten o kadar güçlüyse ne olacaktı?
Öylesi bir durumda, Cael’in planladığı darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanacak ve Ansara klanı tamamen ortadan kalkacaktı. Raintreeler ile son savaşlarından sonra kendilerine gelebilmeleri için iki yüz yıl geçmesi gerekmişti.
Cael hatalı olduğunu kabul edebilecek bir yapıda değildi. Eğer planı başarısız olursa ki olmuştu, Cael için ancak iki açıklama olabilirdi; ya Ruben ve Elyn planı doğru uygulayamamışlar ya da Raintree ödlekçe kaçmıştı. Yoksa plan saat gibi işlemişti.
Yine de Raintree, bu saat gibi işleyen plandan kurtulmayı başarmıştı. Onun, kontrol edemediği yangında kül olup gitmesi gerekiyordu. Aslında bu çok ironik bir ölüm olacaktı çünkü Ateş Ustaları ateşle bir aşk ve nefret ilişkisi yaşarlardı. Raintree o akıl almaz güçteki ateşten zarar görmeden çıkmayı başarmıştı. Üstü başı kirlenmiş, kuruma batmış, ıslanmış ama sapasağlamdı.
Dante Raintree’nin işini görmek için bir kurşun daha etkili ve yeterli olabilirdi ama Cael, Raintree klanını şüphelendirecek bir şey yapmaktan kaçınıyordu. Olay bir kaza gibi görünmeliydi. Böylece, hanedan ailesine mensup en güçlü Raintreeler, Dranirler’in bir yangında öldüğünü kabul etmek zorunda kalacaklardı. Dranir’in yangında ölmesi çok trajik olsa da, onun, otelde kalan insanları kurtarmak için kendini feda ettiği sonucuna varılacak, bu onurlu davranışı için Dranir saygıyla anılacaktı.
Cael, planlarının bilimsel bir kesinlik taşımayabileceğini aklından geçirmese de işler yolunda gitmeyebilirdi. Nitekim o akşam olaylar istedikleri gibi gelişmemişti.
Dante Raintree hâlâ hayattaydı. Raintreeler’in anayurdu, Sığınak’a ise bir hafta sonraki yaz gün dönümünde büyük bir saldırı yapılması planlanmıştı. Ruben’le Elyn’in Dante Raintree’yi bu bir hafta içinde öldürmeleri gerekiyordu yoksa Cael onları öldürecekti.