2 Temmuz 2014 Çarşamba

Buselik- Başak Kızıltan



Kitabın Adı : Buselik
Yazar         : Başak Kızıltan
Goodreads Puanı :5/4,5
Puanım     :           5/3

Uzun zamandır okumak istediğim bir roman idi. Nedense beni kapağı çok etkilemişti.
Sonunda daha fazla dayanamadım okumaya aldım.
Aslında tipik bir romantik komedi türünde yazılmış bir roman..Hayat dersi verecek türünden özellikle genç kızlarımıza..Buse'nin karakteri çok mükemmel idi onu da güzel yapan buydu belki de.Bence daha çok genç kızların seveceği bir roman

Sevimli bir roman idi. Genc bir kizin mutlulugu ve gercek aski bulma hikayesi idi. Diyaloglar basta sıkıcı geldi ama kurgu güzeldi. Buse mükemmele yakin bir karakter idi ama araya aşk girince hata yapiyordu.
Önce Cankat,sonra Saner..Saner'i hayatına zor kabul etti Buse sanki olacakları bilirmiş gibi..Ama olacakları engelleyememişti... Özellikle Saner ile olan aşkı onu çok yıpratmıştı. Tipik şımarık bencil erkek vardı karşımızda.  Üzücü bir evlilikleri oldu..Ama sonra karşısına kendisi gibi biri çıktı Bay Mükemmel..Berke çıkar karşısına. O da yaralı bir yürekti.İnsan olarak mükemmele yakındı..Kaçınılmaz olan baştan belli idi. Keyifle okudupum bir kitap oldu. Ama tam giremedim hikayeye nedense.
Yine de severek okuyabileceğiniz bir hikaye..Yazarın takipçisi olacağım..



Bir Alıntı :
“Asansördeyim, senin odana gidiyorum. Nasıl dedim, nasıl cesaret ettim buna? Senin kapını tutuyorum, içeri giriyorum, işte odandayım. Sanki sana gelmiş gibi hissediyorum. Senden kaçmaya çalıştıkça sana geliyorum. O bana bakışların, Buse Hanım deyişin, bilgisayar ekranıma bakmak için masama eğilmen, o kokun. İşte o kokun sinmiş odana, senin yatağın, burada mı yatıyorsun?
Bu camdan mı Boğaz manzarasını izliyorsun, bu kadehlerden içkini yudumlarken beni düşünüyor musun? Ben seni düşünüyorum Saner… Hem de o kadar çok düşünüyorum ki… Bu havlular mı senin yüzünü kuruluyor, bu sabun mu günün kirini alıyor senden? Bu aynadan mı kendini izliyorsun? Ah Saner bir bilsen, içim o kadar seninle dolu ki. Ama bu kız hâlâ çok korkuyor, seni yaşamaktan, aşkını kabul etmekten…”