16 Mayıs 2015 Cumartesi

Ayakkabıcının Karısı- Adriana Trigiani





Orjinal Adı: The Shoemaker's Wife
Edisyon Adı: Ayakkabıcının Karısı
Yazar : Adriana Trigiani
Çeviri : Alp Sanlı
Yayınevi : Koton Kitap
Goodreads Puanı : 5/3,95
Puanım 5/3,5




Yazarı ilk defa okuyorum. Kalemi kuvvetli bir yazar. Kurgu yeteneği muhteşem Okurken 1970'li yıllarda TRT'de (O zamanlar tek kanaldı) yayınlanan Bestseller yazarların eserlerinden çevrilen dizileri anımsattı bana. Çok güzeldi ancak yazarın kaleminde biraz tasfir ve betimlemeler özellikle kitabın başlarında benim hikayeye girmeme engel oldu.
Daha sonra hikaye oldukça güzel ilerledi. Ancak yine de kitapda bir şeyler eksik gibiydi.Başta İtalya'daki iki yoksul gencin hayatı karşılaşmaları ve aile hayatlarını yazar anlatırken o dönemin İtalya'sı ve Yeni Dünyası olan Amerika'daki hayatlarını ,arkadaşlarını ilişkilerini oldukça detaylı bir anlatım ile yazmıştı. 


Hikaye de Enza ve Ciro'nun hayatı,aşkları,İtalya'dan Amerika'ya göçleri işleniyordu.İkisinin de birbirleri ile ilk karşılaşmaları yolları ayrılması göç ettikleri yeni bir ülkedeki mücadeleleri oradaki yaşamları ve  tekrar birbirlerinin hayatlarına girmesi konu ediliyordu.
Ancak Enza ve Ciro aşkını ben pek de hissedemedim. Duygusal yönde bu roman bana zayıf gibi geldi.Tarihi kurgu dalında iyi bir romandı. Birinci Dünya savaşı zamanın da İtalya'dan Yeni Dünyaya göç eden ve bu yeni ülkede kendine yer edinmeye çalışan. Başlarda ailesine destek olmak için giden Enza'nın talihsizliği ise bir daha deniz yolu ile bir daha seyahat etmeğe çalışırsa hayatının kaybedebileceği idi..


Bu yüzden Enza bir daha İtalya'ya gidemedi..
Ciro ise babasının ölümünden sonra bir türlü kendisini toparlayamayan annesi tarafından  bir manastıra ağabeyi ile birlikte bırakılması annesinin bir daha onları geri almaması ayakta kalmak için çabalayan iki kardeşin hikayesi çok etkileyici idi..
Bu iki gencin aşkını yazar biraz daha tutkulu yazabileydi tadından yenmez bir kitap olabilirdi. Hikaye buna da çok uygundu ama yazar nedense işlemesi gereken sahneleri geçiştirmiş idi..Özellikle başka bir erkekle evlenirken Ciro'nun ona yetişerek bu evlilikten vazgeçirmesi..Bu sahne çok daha iyi işlenebilirdi..



Kitabın sonunda yazarın notunu okuduktan sonra bu
hikaye gerçek bir hayat hikayesinden hazırlanmış olduğunu anladım..Yazarın Amerika'ya göç eden atalarının hikayesi olduğunu anlıyorum..
Yine de okunabilecek güzel bir roman..Tarihi kurgu,macera,aile temalarını sevenler için okunabilecek iyi bir kitap...Bence film olarak çevrilse oldukça güzel olur.



Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum...Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.


9 Mayıs 2015 Cumartesi

Koruyucu-Margaret Mallory


Ojinal Adı : The Guardian
Edisyon Adı : Koruyucu 
Yazar : Margaret Mallory
Çeviri: Güney Becerikli
Yayınevi: Aspendos Yayınevi
Goodreads Puanı:5/3,98
Puanım 5/1




Margaret Mallory'nin daha önceden Arzu Şövalyesi ve Haz Şövalyesi kitaplarını okuyup beğenmiştim. O yüzden romanın tanıtımını görür görmez hiç tereddüt etmeden aldım..Ancak romanın konusu güzel olmasına rağmen bir türlü keyif alarak okuyamadım. Hikayenin içine bir türlü giremedim.
O yüzden bu seriye devam etmekte kararsızım. Zira daha üç kitap var bu seride böyle bir okumaya üç kitap daha devam eder miyim ? Kestiremiyorum...


Konu olarak fena değildi ancak romandaki erkek karakteri de bir türlü sevemedim gitti. Evlendikten sonra terkettiği karısını beş yıl sonra gördükten sonra aşık olan ve onu geri isteyen bu karakteri sevmedim. Hoş kitabı baştan beri çok sevmedim ama yine de okumak istedim zira sonra belki severim diye düşündüm ama maalesef sevemedim..


Bu konuyı seven historical severler sevebilirler diye düşünüyorum. Yalnız çeviride ve editteki sıkıntıları da göz önünde bulundurmak gerekiyor..Kitap da bazı yerlerde  tuhaflıklar hissettim...
Roman da Klandaki dört oğlan çocuğunun kalnın cadısını ziyaret ederek cadının kehanetlerini dinlemeleri ile başlıyor.Sonra romanın kadın kahramanı  ve çocukluk arkadaşı Sileas ile evlenmek zorunda kalır. Onu kendine eş olarak düşünmeyen İan onunla birlikte gedeğe girmektense savaşa gider.Tam beş yıl sonra klanına geri dönen bu isteksiz koca o beğenmediği karısınınmuhteşem bir genç kadına dönüşmüş olduğunu gördükten sonra ona aşık olur...


Kocasının birlikte olmadığı Sileas'ın gözünde ise bu evlilik gerçekleşmemiştir. şık olduğu erkek tarafında rededilmek kadınlık gururunu epeyce hırpalamıştır. Son dört yılda umutsuzca beklediği kocasının dönmediğini görünce ondan umudunu kesmiş ve onunla evli kalmak istememektedir. Bu evliliği iptal ettirmeye sonlandırmaya kararlıdır. İan'ın yokluğunda klandaki görevlerini eksiksiz yapan kocasının ailesi ile ilgilenen  ve klandaki  işlerini aksatmayan Sileas kocasının kendisini geri isteyen tavırlarına çok sinirlenmiş onu geri istememektedir...İan'ın işi çok zordur.. Aile içinden de ona küçk kardeşi Niall'dan da büyük tepki vardır..
Kısaca bence bir pislik olan bu erkek kahramanı hiç sevmedim..Belki de o yüzden bu romanı sevemedim..

 Bu dört çocuğun maceralarından oluşan seri dört kitaplık..Okumak isteyen arkadaşlara keyifli okumalar dilerim. Zira görüşlerim sadece beni bağlar...

Return of the Highlanders
1. The Guardian (2011) Koruyucu 
2. The Sinner (2011)
3. The Warrior (2012)
4. The Chieftain (2013)

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Üstteğmen Kara Fatma Düş Köpekleri- Melek Akçiçek



Orjinal Adı : Üsteğmen Kara Fatma Düş Köpekleri
Yazar: Melek Akçiçek
Yayınevi : Bilgeoğuz Yayınları
Puanım :5/5


Çok etkilendim okurken. Yer yer gözyaşlarımı tutamadım.. Kadın her çağ da her yerde aşağılanıyor hor görülüyor.
Seher Hanım namı diğer Kara Fatma ve kadın savaşçılarının hikayesi aynı zamanda bir ülkenin yoktan var edilmenin hikayesini de anlatıyordu.
Ülkenin parçalanma sürecinde dört bir yandan işgal ve ihanete uğramış bir ülkenin halkının öyküsü beni çok etkiledi.
Okurken aslında pek de bir şeyin değişmemiş olduğunu da görmek beni çok üzdü ne yalan söyliyeyim biraz ders almamız gerektiğini düşünüyorum ancak maalesef hiç ders alamamışız..
O zamanı şartları ve bugünün şartları değişik olsa da çok benzeşip birleştiği noktalar da yok değildi.
Tecavüze uğrayan kadınlarımıza sahip çıkacağımıza öldüren zihniyet şimdi de var dünde vardı. Kurtuluş Savaşında  çetecilerin,Rumların,Ermenilerin işkence ve tecavüzlerine uğrayan kadınlarımıza sahip çıkmayan terk eden aileler, eşler, anneler, babalar, sevgililer ...



Onlara Kara Fatma sahip çıktı ve bu terkedilmiş dışlanmış kadınlardan birer savaşçı yaratıp bir ordu haline getirdi..Erkeklerden daha yaman bir savaşçı haline geldiler çetecilerin işgal ordusunun azılı cellatı haline geldiler..Tarihi kurgu olan bu romanda çok da güzel aşk hikayesi de vardı..
Romandaki en etkilendiğim karakter Kara Fatma'dan Serra isimli kadın asker idi..Bulgar çetecilerin tecavüzüne uğradıktan onu yüzüstü bırakan nişanlısından sonra kalbini neredeyse kaybeden bir genç kızın amansız hem kendisi hem de düşmanla olan savaşı..Bu kadınlar ordusundaki tüm neferler neredyse onunla aynı yazgıyı paylaşıyordu..

Kara Fatma ise savaşta kaybettiği eşinden sonra kendini tamamen Milli Mücadele'ye adamış kadın asker. Hayatını çok etkileyici,oldukça da dramatik buldum..
Yaptığı onca fedakarlık boşa gitmese de ona sahip çıkmamış bir devler bir millet ...  Sonun da yoksulluk içinde ki ölümü gördüğü hayırsızlık beni çok üzdü.

Nedense böyle değerlerimizin değerini öldükten sonra anlamamız çok üzücü..
Gerçeklere uygun kurgulanıp yazılmış bu romanda yazar kaynakçalarını da hangi eserlerden faydalandığını ayrıntılı bir şekilde listelemiş..
Bu tip romanları daha fazla okumamız gerektiğini belirtmek istiyorum. Ne demişler tarih tekerrürden ibaretmiş..

Tavsiyemdir muhakak okuyun..

****************


''Biz kirli miyiz Serra?''
Seher hanıma bakınca onun kızgın öfke dolu bakışları ile karşılaştı.
''Siz sadece tecavüze uğradınız. Senin ırzına geçmeden önce bu topraklara tecavüz ettiler. Seni çiğnedikleri gibi bu toprakları da çiğnediler.
Onlar kirlendi mi ki siz kirleneceksiniz? Toprak neyse sende osun ; yağmurlar karlar yağdığı an, toprak tertemiz olur mis kokar.
Yeşil verir filiz verir her karışını rengarenk çiçekler örter. Bu da ne kadar temiz ve kutsal olduğunu gösterir. Senin de yağmurun karın erindi,sana hayat verecekti. Sen kirlenmedin ama o kirlendi. Kaçıp hayatını kurtaracağına bunu sana mal ediyorsa kaçmayıp namusunu kurtarsaydı.
Bu kadar güzel karısının olduğunu bile bile seni saklamayıp onların eline bıraktıysa ben ona erkek bile demem...''


*******************

"Bugün ona daha çok yaklaşacağım tam önüne dikileceğim."
Onu gördüğünde önce nutku tutuldu.. Bir sn vazgeçmeyi bile düşündü. Kendini toparlayıp kararını verdiğinde gizlendiği yerden önüne öyle hızlı atladı ki bir an onu görenler duraksamıştı. Yanında kim var kim yok hiç birini o anda gözü görmedi.
Yüreğini titreten heyecan sözlerinde dile geldiğinde kelimeleri yutarak,
"Sizinle görüşmek isterim paşam" dedi. Tekrar boğazını temizleyip yutkunduğunda sessiz geçen birkaç saniye ona asırlar gibi gelse de toparlanıp biraz daha yaklaştı. Onu şaşırtmıştı. Aniden önüne atlayan kara çarşaflı kadına şaşkın ama sert bakıyordu. Sesi bile bakışları ile aynıydı.
" Ne görüşeceksin benimle?"
Paşanın bir gözü de bir adım öne çıkan yaverindeydi. Seher Hanım bu tepkiyi beklemediğinden o an duraksadı. Yüreğinin titremesi bile bıçak kesilmişti. O an gözlerinin önüne kocasıyla omuz omuza çarpıştığı anlar geldi.
" Kadın halimle ta nerelerden geldim. Kaç gündür buralarda yolunuzu gözlerim. Bilirim vaktiniz kıymetlidir ama bana da bir görev verin isterim. Sizinle bu konuda görüşmek dilerim."
Paşanın şaşkınlığı çoktan geçmiş sadece onu sorgulayan tatlı sert bakışları kalmıştı.



24 Nisan 2015 Cuma

Gülüm (Bir Çanakkale Romanı) Demet Altınyeleklioğlu



Orjinal Adı : Gülüm
(Bir Çanakkale Romanı)
Yazar: Demet Altınyeleklioğlu
Yayınevi : İnkilap Yayınevi
Puanım :5/5

Uzun zamandır bu kadar duygulanarak adeta yaşayarak okuduğum kitap olmadı. Uzun zamandır hayal ederdim kendi tarihimizdeki temalarla süslü bir aşk hikayesi nasıl olur diye. Bu roman adeta tarihimizdeki en önemli savunmanın,bir ulusun var olma savaşının hikayesini okurken muhteşem bir aşk hikayesi ile yaşayarak okuduğum bir roman oldu.
Anzak hemşirenin anıları ile süslü bu romanda . Onun anlatımı ile süslü bu hikaye o kadar etkileyici ki adeta yaşadım bu romanı. O kadar ki çoğu sahnelerini gözyaşları içinde okuduğum gibi Türk subayı Suat ile Anzak hemşire Helen'in aşkına bire bir tanık oldum. Savaş sahnelerini,zorluklarını adeta yaşadım. Anlatım müthiş idi.
İmkansız bir  aşkın tüm acısını içimde hissettim. 


İki farklı kültürdeki gencin savaş bahanesi ile karşılaşmaları karşı saflarda yer almaları. Birbirlerine düşman saflarında olsalarda bitmeyen aşkları. Çok sevdim çok. Özellikle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün olduğu askerine ölmeyi emrettiği sahnede içim titredi..
Atatürk'ün olduğu tarihi aşk romanı okumak çok keyifli idi.
Özellikle Anzak hemşire Helen'in günlüğünü eline geçiren televizyon nuhabiri Alinga'nın canını sıkan bir programdan bu günlükleri okumaya başlaması etkilenmesi ile Çanakkale'ye kadar yolunun uzanması..Çok daha büyük sırları keşfetmeye yelken açması.
Yazar bir Alinga'nın tarafından bir Helen'in anlatımından hikayeyi müthiş bir şekilde kurgulamıştı. Alinga günlüğü okurken ağlıyordu.. Ben de..
Okuyun..Kendi tarihimiz ile bezeli muhteşem bir aşka tanık olun..Son zamanlarda dünyanın en büyük lideri olan Mustafa Kemal Atatürk ile taçlandırılmış hikayeye bayılacak elinizden bırakamayacaksınız..
Tavsiyemdir....

*****
Donup baktım. Aman Tanrım,yanımda Apollon dikiliyordu. Ancak bir Yunan tanrısı bu kadar yakışıklı olabilirdi. Ya da bu deniz subaylarının hepsi böyle. 

****
Bizimkilerden biri Türkün cesedini yana doğru devirdi. Merak ettiğim düşman suratını nihayet yakından görecektim. Sevgili Meryem Anam! Çocuk:çocuk bu! 

****

Düşman yüzükoyun yatıyordu.
''Nasıl dönmüş bu böyle?''diye fısıldadı Camira''Bıraktığımda sırtüstüydü. Bir ara kendine gelmiş olmalı. İyi ki bağlamışlar.''
Dizlerimizin üstüne çöktük. ''yavaş'' diye uyardım kızı. ''Yarası nerede bilmiyoruz daha. Ben omuzlarından, sen bacaklarından...Üç deyince.''
Üçte onu sağ omuzunun üstüne dğru döndürmeye çalıştık. Acıyla inledi ve bayıldı.
Elimde olmadan, ''Özür dilerim.'' dedim.''Az kaldı.'' 
Sonunda başardık,sırtüstü yatırdık.
Yüce Meryem
Ne kadar genç!
Camira ''Hii,diye içini çekti. ''Çok yakışıklıymış kız.''
''Saçmalama, Camira.''
Ama haklıydı.

****

Dostum Camira düşmanım mı olmuştu yani? İnanamadım.
Bir süre ne yapacağımı bilemedim.Öylece kaldım.
Bütün yaptığım bu zavallı gencin yaşamasını istemekti.
Yaralı bir düşman subayını kurtarmaları için doktorlara yalvardım için mi düşman olmuştu bana? Sırf bu yüzden mi kaybediyordum?
Çok sarsıldım. Buna alışmalısın, Helen,diye geçti o an aklımdan. Bu kafayla gittiğin sürece sık sık karşılaşacaksın bu durumla. Çok dost kaybedeceksin.

****

Omuzlarımı silkip başucuna geldim. Mumu elime alıp yüzüne tuttum.
Tanrım, ne kadar yakışıklı...
Solgun ama müthiş.
Kirpikleri kapalıydı.

****



''Kirpiklerinin arasından beni seyrediyorsun.''
Uzun,kıvrık kirpikler yine kıpraştı.Dudağının yanındaki minik çukur biraz daha derinleşti. Gülümsüyordu.
''Evet. Öyle yapıyorum.''
''Ama seni gördüğümden beri yapıyorsun bunu.''
''Hı hı.''
Sesi mecalsizdi..''Beni sırtüstü çevirdiğinizde..'' Sustu. Yutkundu. Gırtlağındaki adem kemiği inip çıktı.
Yanındaki küçük sandığa iliştim..'' Neden?''
''Öldüm sandım...''
''O kadar korkutucu muyum yani?''
Kirpikler titreşti..
''Şehit oldum ve....ve Allah bana....bir melek gönderdi diye....bir melek...''
Soluğu tükendi..
''Beni melek mi sandın?.''
''Hııı,'' diye soluk salıverdi..Başını hafifçe salladı..
''Niye gözlerini açmıyorsun?''
''Artık...artık aç...açabilirim.''
O uzun,kıvrık kirpikleri usulca aralamaya başladı. Deli kalbim yine delice çırpınıp duruyordu. Kirpikleri açıldı,açıldı ve...
Soluğum kesildi.
Yanılmıştım. Hem de çok.
Düşmanının gözleri...düşmanının gözleri...Yüce Meryem! Mum ışığı mı sebep oluyordu yoksa buna? Düşmanın gözleri yosun yeşiliydi. Üstelik Hugh'un gözlerinden daha ışıltılı, okyanusların en derinlerinden, fersah fersah derinliklerinden gelen yeşil..

****

Onu uyurken seyrettim yine.
Ve dua ettim
Başka dinden birini sevmek günahsa...bağışla kızını Tanrım.
Avustralya Ana, ikinizi de sevemem mi? Onu sevmem sana ihanetse, affet...Yalvarırım,affet..

****



Suat hiç oralı olmadı. Mahçu,acılı bir ifade yerleşmişti yüzüne.''Komutanımız bir kartal gibi kayanın üstünden önümüze sıçradı.
''Niçin kaçıyorsunuz?.'' diye gürledi.
Birkaç er nefes nefese,''Efendim,düşman,'' diyecek oldu.
''Nerede?''
Müfreze komutanı olarak ben öne çıktım, ''İşte,'' dedim Suat başını kaldırdı, Albay Cartright'e baktı.
''Tepeye tırmanan sizin avcı birliğinizi gösterdim,''diye devam etti. Ve ben yarım yamalak İngilizcesiyle anlattığı bu sahneyi,günlüğüme,bu sayfalara eksiksiz aktarabilmek için can kulağıyla onu dinledim.
Yattığı yerden fırlayacak gibi atıldı. O anı tekrar yaşadığı belliydi.
''Düşmandan kaçılmaz,''dedi komutanımız.
''Cephanemiz kalmadı,'' dedi bir asker. ''Cephaneniz yoksa süngünüz var!''
İngiliz teğmenlerinden biri, ''Laf.'' diye bağırdı. ''Süngüleri varmış! Kim bu komutan? Komutanınızın adını söyle esir!''
Suat orada değildi sanki. Vücudu öyle gerilmişti ki, Tony kerevetten kalkmasını önlemek için tutmak zorunda kaldı.
''Yereee yat!''
O anı öylesine yaşıyor ve canlandırıyordu ki, hepimiz, emri verenin Suat'ın kayanın üstünden kartal gibi önlerine sıçrayan konutanı olduğunu anladık.
''Rap!'' diye sesini yükseltti Suat bu sefer. ''Hepimiz yere yattık. Biz yatınca Anzak avcıları da ateş başlayacağını düşünerek yere yattı. Komutan tekrar o kayanın üstüne çıktı. Gözlerine bakamadım.
Yemin ederim şimşekler çakıyordu gözlerinde.
''Ben,'' diye bağırdı oradan bize bakarak. ''Size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölene kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olacaktır.''
Hepimize son bir defa baktı. Süngüüüü taaaak''

****







21 Nisan 2015 Salı

Skandal Aşıklar-Sophie Jordan



Orjinal Adı : In Scandal They Wed
Edisyon Adı : Skandal Aşıklar
Yazar : Sophie Jordan
Çeviri : Eylül Çavaç
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı : 5/3,61
Puanım :5/4,5 


 Sophie Jordan'ı işte bu yüzden çok seviyorum. Yazarın kalemi,anlatımı beni büyülüyor. Okuyucuların bazıları çeviride problem olduğunu belirtmiş ancak ben farketmedim bile. Okurken  beni bambaşka dünyalara sürükleyen bir yazar Sophie Jordan.
Düğün Gecesi roamanıdan sonra Skandal Aşıklar bence en iyi romanlarından idi. Düğün Gecesi'nin tadı vardı romanda.
Hikaye aşk,ihanet,fedakarlık temalarında işlenmiş idi. Serinin ilk kitabında Fallon'ın hikayesini okurken ikinci hikayemiz de Evelyn Cross'un hikayesi vardı. Evelyn Crooss'un hikayesinden daha çok etkilendim ve sevdim.
Konu Harlequin Romanlarında çok işlenen yetim çocuk ona sahip olmaya çalışan ebeveyn adayları vardı. 


Bu konuyu ne kadar sık okursam okuyayım çok severim.
Evelyn Crooss  Penwich okulundan döndüğünde üvey kızkardeşi Linnie'yi doğum yaparken bulur ve ona yardım etmeye çalışır. Kızkardeşi doğumdan sonra vefat eder. Üvey annesinin ilk işi bebekten kurtulmayı istemek olur. 
Ancak Evelyn buna engel olarak çocuğun annesi olur. İsminin lekelenmesine yaşayacağı zorluğa aldırmadan bebeğin annesi olur.
Bebeğin babası ise savaşta vefat eder..Kuzeni Spencer Lockhart dört yıl sonra Linnie'yi savaştan döner dönmez ziyaret eder. Kuzeninin oğlu Nicholas ve Evelyn ile tanışır. Ağabeylerinin ani ölümü ile ailenin ünvanı ona kalmıştır.
Geçmişinde tecrübeler aşka olan inancını kaybetmesine neden olmuştur. Evelyn ve Nicholas'ı hem koruma içgüdüsü hem de aile unvanının gerektirdiği varis beklentisi yüzünden işi ileri götürür ona evlenme teklif eder. Ancak Evelyn'in gerçek kimliğini bilmemekte onu Nicholas'ın annesi zannetmektedir..
Güzel bir roman idi çok severek okudum. Historical ve Sophie Jordan'ı sevenlerin severek okuyacağından eminim..Tavsiye ederim...




Penwich School for Virtuous Girls
1. Sins of a Wicked Duke (2009) Aşkın Günahı
2. In Scandal They Wed (2010) Skandal Aşıklar
3. Wicked Nights With a Lover (2010)

18 Nisan 2015 Cumartesi



Orjinal Adı :An English Bride İn Scotland
Edisyon Adı : İngiliz Gelin Annabel
Yazar: Lynsay Sands
Çeviri : Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Goodreads Puanı : 5/3,92
Puanım :5/3




Yeni bir yazara merhaba dedim Lynsay Sands.Güzel sayılabilecek  bir İsloçya historicali idi..Kitap da gereksiz uzatmalar ayrıntılar yoktu.. Çeviri konusunda en azından beni rahatsız eden bir aksama yoktu ancak basımdan mı  son okumadan mı kaynaklandığını bilemediğim imla hataları vardı..Yine de beni rahatsız etmediğini söyleyebilirim. Ancak konu ve işleyiş bakımından yazar  fazla uzatmadan kitabı yazmış bitirmiş gibi geldi bana.


Kadın kahraman erkek kahramandan daha atak ve cesaretli idi. Alfa erkeği olarak kurgulanan Ross MacKay''ı pasif buldum ne yazık ki.Keşke bu kadar basit bir erkek karakter olmasaydı. Adam da hiçbir problem sorun yoktu her yönden neredeyse mükemmel bir adam dı.
Kadın kahramanın hiç gün yüzü görmemiş bir rahibe olmasına rağmen her şeye çok çabuk uyum sağladı. Neredeyse hiç zorlanmadı. .


Konusuna gelirsek ;

Annabel yedi yaşındayken, annesi Onun rahibe olmasına karar verir ve manastıra gönderir. Ne yazık ki kendisine rahibe olmak isteyip istemediği sorulmadığı yetmediği gibi manastıra götürüldüğü bile söylenmeden oraya küçük bir kedi yavrusu gibi bırakılmıştır..
Aradan tam tamına 15 yıl geçer ve sonra bir gün, durup dururken, annesi onu manastırdan almaya gelir ablası Kate ile nişanlı İskoç Lordu Ross MacKay ile evlendirmek için geri döner.Zira ablası bir seyis yardımcısına aşık olarak onunla kaçmış şerefini ve aile onurunu lekelemiştir.
Aile onurunu kurtarması için bu İskoç beyi ile Annabel'in evlendirmeye karar verirler.Yine kendisine sormak gibi bir zahmete katlanmayan ailesi onun yerine karar vermiştir.Ancak bu durumdan Ross'un haberinin olmadığını zannetmektedirler..
Annabel ise tam rahibe peçesi takmak üzere iken hayatının bir başka yöne savrulmasından şaşkındır.
Ross ise büyük abla yerine Annabel ile evlendiğine oldukça memnundur.
Ancak evlendikten sonra başlayan terslikler bir türlü bitmez. İkisi de ölüm tehlikesi ile karşı karşıya gelir.
Ross bunu daha önce klanda beylik savaşı yüzünden olan muhtemel rakiplerine bağlamaktadır.

Güzel bir konusu olan çok heyecanı olmayan bir İskoç Historicali idi.
Kitabın en sevdiğim yeri kapağı idi. Roman kahramanlarını temsil eden kapak çok güzel idi. 
Umarım bu diğer yayınevlerine de örnek olur.
Historical ve İskoç tarihi aşk romanlarını seviyorsanız bunu da seveceksiniz..






11 Nisan 2015 Cumartesi

Gönülçelen-Brenda Joyce



Orjinal Adı : The Conqueror
Edisyon Adı : Gönülçelen
Yazar : Brenda Joyce
Çeviri : Selim Yeniçeri
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 5/3,93
Puanım :5/4


Brenda Joyce'şin en merak ettiğim kitabı The Conqueror yani Gönülçelen idi...Bu efsane olmuş serinin doğmasında büyük pay sahibi olan bu romanı okumak beni çok mutlu etti. Ancak romanı okurken yazar öyle bir imkansız aşk yaratmış ki okurken ister istemez gerildim.Bunu bekliyordum elbette çünkü hikaye Orta çağda geçiyordu. Kadınların hiç bir hakkı olmadığı gibi mal gibi alınıp satılıyor idi. Yani kadının bir değeri yoktu.
Bu açıdan bakıdığında kitabı kurgusunun da bu kadar sert olması da kaçınılmaz tabii ki..
Yine de okurken bir kitabı fırlattığım zamanlar oldu. Bu bende yazarın Bir Avuç Aşk isimli kitabından sonra Yemin'de ve De Warren'lerin atası Rolfe De Warren ile de devam etti..
Ancak başka bir gelenek de devam ediyordu hikaye de..De Warren erkekleri sevdiğin de tam seviyordu. Bu özellik nesiller boyu da devam etmişti.Rolfe'de bir Warren erkeği idi..


Roman 1069 Yıllarında başlıyor Rolfe De Warren Normandiya  Kralı William'ın en güvendiği komutanlarından biridir. Acımasız ve sertliği ile nam salmıştır. Ayrıca kadınlara düşkünlüğü ile tanınır..William'a hizmetlerinin karşılığı olarak Aelfgar Kalesini almak ve Kalenin Leydisi Alice ile evlenmek üzeredir. Ancak kendisine verilen mülklerine adım atar atmaz Alice'in üvey kardeşi Ceidre ile karşılaşır onun etkisi altına girer ve Ceidre'yi Alice zanneder..


Ceidre ise o sıralarda planlanan Sakson isyanı için casusluk yapmakta ağabeylerine yardım etmeye çalışmaktadır..Başlarda nefret ettiğ bu Norman Şövalyesinden zamanla etkilenmeye başlasa da ailesine ve ağabeylerine ihanet etmeyi asla düşünmemektedir. 
Rolfe ise Ceidre'den etkilense de sert karakteri istediğini elde etmede zorlanmaması yüzünden onun tam da görev adamı olması Ceidre'ye çok da iyi davranmadığı gibi ilk karşılaşmalarında neredeyse ona   tecavüz sınırından döner.


Rolfe görev  ve Ceidre'ye bitmek bilmeyen arzusu arasında Caidre'de ailesi,vatanı ve bu sert Norman arasında sıkışıp kalmıştır. İkisi de birbirlerine göre düşman taraflardadır. Ancak bilinmeyen bir güç birbirlerine doğru çekmektedir de. 

Bir yandan Vatan,görev,aile ikilimleri arasında gelgitleri devam eden ikilinin arası Ceidre'nin ihanetleri yüzünden oldukça zor günler geçirirler..Durum öyle bir hale döner ki Rolfe kendisini Ceidre'nin üvey ablası Alice ile evli bulduğu gibi Ceidre'yi de en sadık adamı ile evlendirmiş Orta Çağ'daki derebeylerin gelin ile  ilk gece birlikte olma hakkını talep ederken bulur.!!!
Romanın çoğu sahnelerinde Ceidre'ye yapılan haksızlıklara kendimi isyan ederken buldum...Yine de bu kitabı okumayı beklediğime değse de..Tam puan vermeyi çok istediğim halde veremedim..


Çünkü Kadın  karakter sonradan kendi isteği ile birlikte olsa da  başta tecavüze uğraması beni erkek kahramandan soğutmaya yetti arttı. Üstüne üstlük  üvey de olsa kızkardeşi ile de birlikte olması onunla evlenmesi bende ipleri koparttı. Çünkü bu kitap da bir erkeğin ilişkilerde pervasız olarak tecavüz etmesi ve zina yapması beni çok rahatsız etti..
Yazar okuyucuyu büyük bir çelişkiye düşürmeyi iyi biliyor okurken hem çok mutlu hem de çok mutsuz olup çelişkiye düşebiliceğiniz bir yazar Brenda Joyce..
Yine de okumaktan büyük bir zevk aldığım kitap oldu. . Bir puanı yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı ve alakasız kapağı yüzünden kırıyorum. Çünkü yayınevi fiyatları katlayarak zam yapmayı biliyorsa kapaklarını da bu fiyata orjinal olmuyorsa konuya kadın ve erkek kahramana uygun kapak ile çıkarabilmeli. 

Serinin tüm kitaplarını orjinal kapak ile basan yayın evi sarışın erkek kahraman ile kadın karakter ile alakası olmayan bir İspanyol romanının kahramanlarını andıran bir kapakla da yayınlamamalı diye düşünüyorum.


Hoş biz ne düşünsek de yayınevi istediği gibi davranıyor bizi dikkate bile almıyor o başka...
Yine de De Warren efsanesini başlatan bu romanını okumanızı tavsiye ederim..Zira en kalitesiz bir Brenda Joyce kitabı piyasada ki en kaliteli(!) kitaplara fark atar diye düşünüyorum..


de Warenne Dynasty

1. The Conqueror (1990) Gönülçelen
2. Scandalous Love (1992)
3. Promise of the Rose (1993)
4. The Game (1994)
5. House of Dreams (2000)
6. The Prize (2004) Bir Avuç Aşk.
7. The Masquerade (2005) Maskeli Balo
8. The Stolen Bride (2006) Kaçak Gelin
9. A Lady at Last (2006) Aşka Yelken Açanlar
10. The Perfect Bride (2007) Kusursuz Gelin 
11. A Dangerous Love (2008) Tehlikeli Aşk
12. An Impossible Attraction (2010) İmkansız Aşk.
13. The Promise (2010) Yemin


2 Nisan 2015 Perşembe

Arkanı Kolla-Karen Rose


Orjinal Adı :Watch Your Back 
Edisyon Adı : Arkanı Kolla
Yazar: Karen Rose
Çeviri : Ozan Yoleri
Yayınevi : Kanes Yayınları
Goodreads Puanı: 5/4,21
Puanım:5.4,5

Yazar ile tanıştığım günden beri sıkı takipçisiyim Bana Aitsin ile başlayan Arkanı Kolla ile Baltimore Polislerinin hayatlarını ve cinayet dosyalarını  anlatan seri bitmiş oldu. 
Ancak yazarın oldukça çok kştabı var yayınevinden isteğim diğer kitaplarını da bir an önce yayınlamaları..
Gelelim Baltimore serisine Stevie Mazetti ile başlayıp onunla biten bir seri oldu. Kesinlikle serinin en duygusal kitabı idi. Clay Maynard'ın bitmeyen aşkı,Mazetti'nin yeri dolduralamayan kaybı. Ve ikinci bir şans..
Kini bir türlü birmeyen sapık Robienette ve takımı. Harika bir romantik gerilim ve polisiye bir romandı. Karen Rose'i okumayan çok şey kaçırıyor kanısındayım.
Yayınevinden ricam yazarın kitaplarını çok daha sık yayınlamaları...


Arkanı Kolla'da serinin  diğer kahramanları da vardı. Jd,Joseph,Grayson,Paige,Daphnie,Lucy . Clay Maynard'ın Stevie Mazetti'ye olan bitmeyen aşkı..Stevie'nin onu kalbini kırarak geri çevirmesi. 
Yine de Clay'in onu kalbinden söküp atamaması.
Stevie'nin sekiz yıl önce bir saldırıda kaybettiği kocası ve oğlu onların kaybından sonra bir türlü kendisine gelememesi. Küçük kızı Cordelia kız kardeşi İzzy ile oluşan bir aile olmaya çalışması.
Stevie Mazetti'nin amansız düşmanı eski asker Todd Robienette.. Bir saldırı da onun oğlunu  öldürmek zorunda kalan Stevie Mazetti'den intikam almak isteyen bu cani oğolu ve kocasının ölümünden de sorumludur..


Şimdi ise Stevie'yi öldürmek istemektedir. Bunun için tüm olanaklarını seferber edecektir. Ayrıca kurduğu suç örgütü ile de inanılmaz paralar kazanırken hayatına giren insanların yaşamlarına da felaketler getirmiş bir psikopattır.
İlk karısını da gözünü kıpmadan öldümüştür. 
Daha fazla ayrıntı verirsem okuyacak olan okurların okuma zevki bozulur..Bence okumanız gereken çok iyi bir yazar..Çok akıcı yazdığı gibi, duygusal sahnelerde de çok başarılı..Yazarın stili daha çok Linda Howard ve Sandra Brown'a benziyor derken bu kitap okuduktan sonra  daha çok Sandra Brown'a benzediğine karar verdim.. Çeviri de oldukça da argo ve müstehcen kelimeler vardı. İlk üç kitapta bu kadar sert değildi ancak bence çevirinin de böyle olması gerekli idi.. Yumuşatmadan. Çünkü polisiye bir romana cuk diye oturduğunu düşünüyorum bu çevirinin..
Polisiye severlere tavsiyemdir..


Baltimore :
1. You Belong to Me (2011) Bana Aitsin.
2. No One Left to Tell (2012) Anlatacak Kimse Kalmadı 
3. Did You Miss Me? (2012) Beni Özledin mi?
4. Watch Your Back (2013)  Arkanı Kolla



24 Mart 2015 Salı

Aşka Tutunan Kalpler- Marie Force



Orjinal Adı : Falling for Love
Edisyon Adı : Aşka Tutunan Kalpler
Yazar : Marie Force
Yayınevi : Novella Yayınları
Çeviri : Nilgün Birgül
Goodreads Puanı: 5/4,34
Puanım :5/4

 McCarthys ailesinin hikayelerini çok sevdim. Aileye ilk Janey McCarthys ile tanıştım yazara bayıldım. Serinin sevdiğim en güzel kitabı da Janey'in hikayesi idi..Serinin dördüncü romanı da oldukça güzeldi. Ailenin ünlüsü Grant McCarthys'in hikayesi vardı..

 Yıllardır birlikte olduğu nişanlısından ayrılan ve bu ayrılığı kabullenemeyen Grant tam bir yıl ayrı kaldığı nişanlısı Abby adanın doktoru ile nişanlanınca Grant onu tekrar birlikte olmaya kendisine dönmeye ikna etmek için adaya döner. Kız kardeşi  Janey'in düğününde tanıştığı Stephanie ile geçici olduğunu düşündüğü bir ilişkiye de başlar.


 Ama ne yazık ki işler planladığı gibi gitmez. Stephanie onda bir nevi bağımlılık yaratır. Stephanie ise uyuşturucu bağımlısı anneye sahip olmanın acısını çekmiş aile sıcaklığı nedir bilmemiştir. Ona sahip çıkan babalık yapan üvey babasına iftira eden annesinin yüzünden Charlie yıllardır hapishanede dir. Stephanie onu hapisten kurtarmak için tüm olanaklarını seferber etse de başerılı olamamıştır. Grant ona yardım teklif eder ama onun samimi olduğuna da inanmamaktadır. Zira Grant'ın bunu mesleği için yaptığına inanmaktadır. Aslında Grant sayesinde tanıdığı McCarthys ailesi ile  aile olmanın ne demek olduğunu sıcaklığını tanımış ayrıca aşkı  da Grant ile tanır..

 Oldukça dokunaklı bir hikaye idi. Severek okudum.Serinin geri kalan kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum..



McCarthys of Gansett Island

McCarthys of Gansett Island
1. Maid for Love (2011) Bir Aşk Çarpıntısı
2. Fool for Love (2011) Aşka Düşünce.
3. Ready for Love (2011) Aşka Son Bir Şans
4. Falling for Love (2012) Aşka Tutunan Kalpler