11 Mart 2013 Pazartesi

Güller Leila Meacham

Güller-Leila Meacham

Güller kitabı hakkında söyleyebilecegim müthis bir kurgusunun oldugu okurken büyük bir keyif aldıgim.
Kitap akıyordu aslında 720 sayfalık bir kitabin nasil bittigini anlamadım.Kitapta üç farklı karakter var ve hikaye onların üzerinde kurgulu..Mary,Percy ve Rachel...Rüzgar Gibi Geçti,Gazap Kuşları,Rüzgarda Savrulan Küller'i severek okudusanız bu kitabı da seveceksiniz...Bence...

Hikaye tam bir historical veya romance kategorisinde değil..Daha çok dram,entrika,tarihsel kurguve entrika  üzerine işlenmiş..Birinci Dünya Savaşı zamanından başlıyor ve 1985 yılına kadar bu üç kişinin hikayesi geçiyor..

Ana karakterle bu kişiler olsa da yan karakterler de kusursuz işlenmiş..Hikayede çok güçlü bir aşkı okuduğum kadar dostluk da işleniyor..Annenin nefreti,bir ağabeyin kaypaklığı ve tüm yükü 14 yaşındaki bir genç kızın üstüne nasıl da yıktığına da şahit oluyoruz..Hikayedeki en büyük aşk ise toprağa olan sevgi idi.Bir çiftçinin toprağa olan tutkusu ve o tutku için yaptığı seçimlerin sonuçları ve hayatını etkilediği kişilerin hikayesi de vardı.. Bir genç kadın vardı ki toprak sevgisini aşka tercih etmişti..Bu tercih ilk başlarda ona doğru gelse de sonradan bunun sonuçları yüzünden hayatının yönünün bir anda değişmesi..Sevdiği kişilerin bu seçimden nasıl da etkilendiğini görmek..Bazen pişmanlıklar için çok geç olabilir..Mary hayatı boyunca tam da bunu yaşadı bu romanda..

Romanda Kocasinin öldükten sonra aile mirasinı kendine veya oğluna değilde 14 yaşındaki kızina bırakmasini affedemeyen bir kadin vardi. Mary'nin annesi bu miras yüzünden hayata küsmesi kızına düşman kesilmesi..Çok büyük bir dramdı aslında..Bu anneyi hiç sevemedim..

Mary... tüm ailenin simseklerini ustune ceken bir genc kiz idi...Miras kendine kalmasına sevindiği kadar da kendini suçlayan ama babasının biraktıgi mirasi koruyacagina yemin eden bir genç kız.Öyle ki bu miras olmasa hayatı daha kolay olabilirdi belki..

Ayrıca kuşaklar boyu süregelen bir aile laneti de vardi. Bu lanet hikaye sonuna kadar romanın ana konularından idi..

Üc yakin arkadas ve dost vardi.Percy,Mary,Ollie cocukluklari birlikte geçmis bu üç dostun genclikleri,asklari,hayalleri,ihtiraslari,ana baba oluşlari yasliliklari müthisti. Okurken aralarinda idim sanki.Yazar karakterleri hayat vermisti sanki.
Percy...sevdiği kadının seçimlerinde ilk sırayı almaması devamlı onu bekletmesi,aralarında Mary'nin çiftliğinin olması..Mary'yi razı edebileceğini sandı..Ama olmadı ilk tercih hep çiftlik oldu..Sevdiği adamı tercih ettiğinde ise sevdiğini yanında bulamadı..Birbirlerinin değerini anladıklarında tercihleri yönlerini belirlemişti bile..Percy'nin iki oğlu oldu..Birini oğlum ,diğerine de seni seviyorum diyemedi onu bağrına basamadı...Ona evlat sevgisini tattıran torunu oldu..

Rachel...Mary'nin güzeller güzeli yeğeni..O da halasının yolundan gidiyordu..Onda da toprak aşkı halası gibi idi..Ona ikinci Mary diyorlardı..Mary ise ölmeden önce son bir hamle yaptı..Bu hamle ile geçmişteki tüm hesaplaşmaları tekrar gündeme getirecek kadar önemli bir hamle idi...Fakat son yapması gerekeni yapamaması Rachel'in öğreneceği bu sırda..yaşadıklarında...Halasını anlayabilecek miydi? Sevdiği adamı bu aile çiftliğine tercih edebilecek miydi?

Çok beğendim..Okunması gereken bir roman bence...Tavsiye ederim...